Dönüşüm Çalışmalarında Nelere Dikkat Etmeliyiz?

sunn

İlgi duyduğunuz alanda tecrübeniz yoksa her şeyden önce farklı kaynaklardan okuma yapmanızı öneririm. Böylece ders, danışmanlık veya rehberlik alma ihtiyacı duyduğunuzda size en uygun kişiyi seçmek konusunda daha bilinçli olursunuz.

Kararınızı verirken söz konusu kişinin daha önce yaptığı çalışmalara, aldığı eğitimlere ve kullandığı dile dikkat edin. Seçtiğimiz kelimeler zihnimize dair ipuçlarını verir. Böylece danışman, rehber ya da öğretmeninizin nasıl bir enerjiye sahip olabileceğine dair en azından bir fikriniz olacaktır. Size mucizeler vaat eden, negatif ya da abartılı ifadeler kullanan kimselere itibar etmeyin.

Yaşamınız anında değişmeyecek, bunu yaptığınız çalışmalarla farkındalık düzeyinizi yükselterek siz yapacaksınız. Yaşamınıza dair çözmeniz gereken bir problem ya da doğum haritanızdaki olumsuz bir gezegen yerleşimi, herhangi bir taş taktığınızda, seans aldığınızda ya da olumlama yaptığınızda mucizevi şekilde yok olmayacak.

Evet, bu yöntemler sembolik, güzel ve motive eden yardımcılardır. Bununla birlikte mucize gerçekleştirmezler. Söz konusu taşın, seansın ya da olumlamanın sembolize ettiği “şey” her ne ise “siz” onu içselleştirdiğinizde ve harekete geçtiğinizde beklediğiniz mucizelerin kolayca gerçekleştiğini göreceksiniz.

Bu noktada şuna dikkat etmeliyiz; kişisel gelişim ve spiritüel alanda yapılan çeviriler “niyet” kavramı konusunda bir anlam kaymasına neden olmuş durumda. İngilizce bir kelime olan “intention” ; niyet, amaç anlamına gelir. Çevirmen arkadaşlar bu kelimeyi %90 oranında “niyet” olarak kullanmayı tercih etmişler. Bu durumun sıklıkla karşılaştığım bir yanlış anlaşılmaya neden olduğu görüşündeyim. Türkçe sözlükte niyet kelimesinin karşılığının amaç olduğunu görebilirsiniz.

Bu alandaki konuşmalara, çalışmalara ve paylaşımlara bakarsanız sürekli pozitif enerjinin gücünden, enerjiyi değiştirerek yaşamı değiştirmekten bahsedildiğini göreceksiniz. Bunun için de niyet etmenin gücünden faydalanmanız öğütlenecektir.

Bu mesajlarla aslında vurgulanmak istenen; enerjinizi değiştirmenin anahtarının bir “amaç” edinmek olduğudur. Enerjiniz ancak bir amaç (niyet) edinerek bunun için harekete geçtiğinizde değişecektir. Yaratım gücünüzün (eylemlerinizin) bir amacı (niyeti) olmadığı sürece doğal taş takmanın ya da olumlama yapmanın bir faydasını görmeniz oldukça düşük ihtimaldir.

Bu şekilde hareket eden kimse taktığı taşın ya da söylediği sözlerin evrensel sembolizmini içselleştirmiş ve yaratım enerjisini bu yönde kullanıyor demektir. Bu nedenle evet kullandığı taş, mantra ya da olumlama o kişiye yardımcı olur.

Sorunlarınızı aşmakta ve yolunuzu bulmakta zorlanıyorsanız sizin için en doğru danışman ya da rehberi bularak ondan destek almanızı öneririm. Böylelikle sizi yolunuzdan alıkoyan şeyleri aşabilirsiniz. Kimse yaşamınızda mucize yaratamaz bunu farkındalık sahibi olarak ancak siz yapabilirsiniz. Yol size özeldir. Amacınız belli olduktan sonra yol önünüzde kendiliğinden açılır. Bütünün hayrına olması niyetiyle.

 

İçsel Yolculuk

omstones

Sevgi Hanım ile yaptığımız Regresyon çalışmasının kendisine şifa olmasını dileyerek yazmış olduğu seans değerlendirmesini sizlerle paylaşıyorum…

“Sevgili Zeynep Hanım,

Gecikmeli de olsa Regresyon Terapisi ile ilgili tecrübemi yazmak istedim. Sizinle ilk tanıştığımız andan son görüştüğümüz ana kadar sağladığınız güven ve dostluğunuz için teşekkür ederim. Terapiye başlamadan önce oldukça ayrıntılı bilgi vermeniz çok önemliydi. Çünkü konuyla ilgili var olan endişelerimi en aza indirip terapinin fayda sağlaması konusundaki inancımı arttırdınız. 
Terapinin ilk dakikalarında derinlere gitmeyi başaramayacağımı düşünürken bir anda kendimi başka zamanda ve başka bir mekanda buldum. Hislerimi anlatacak tek cümle şöyle olabilir; müthiş  bir deneyimdi. Terapi sonrasında hissettiğim bir miktar yorgunluğa rağmen gün geçtikçe her şey çok daha iyi olmaya başladı.
Verdiğiniz ev ödevlerini yaparak ve sizinle iletişime devam ederek gerçekten çalıştığımız öncelikli konuda olumlu değişiklikler oldu biliyorsunuz ve bunun için teşekkür ederim.
En kısa sürede meditasyon yapmak için uygun olmanızı bekliyorum. 
Sevgilerimle…”
Not: Bu yazı danışanın onayı ile paylaşılmıştır. Danışan gizliliği nedeniyle danışanın adı tarafımca değiştirilmiştir. 

Karma

water-droplet-ripple

12 EVRENSEL PRENSİP

Merhaba, sizlere sıkça duyduğumuz fakat işleyişini çok da bilmediğimiz bir konu hakkında elimden geldiğince bilgi vermeye çalışacağım; Karma. Hepimiz bu kelimeyi duymuşuzdur peki ama gerçekten ne demek bu Karma? Etimolojik kökeni Sanskritçe olan karma kelimesi; aksiyon, etki ve kader anlamlarında kullanılır.

Karma, Sir  Isaac Newton’ın “her etki bir tepkiye neden olur” kuralıyla aynı şekilde çalışır. Ne zaman bir düşünce, söz ya da harekette bulunsak dünyaya bize geri yansıtacağı bir enerjiyi bizzat yollamış oluruz. Dünyaya hangi enerjiyi daha fazla yönlendirirsek aynı şekilde o da bize karşılığını verir. Yani pozitif enerji yönlendirdiğimizde bu bize daha büyük pozitif bir etki olarak dönerken, yönlendirdiğimiz negatif enerji için de aynısı geçerlidir.

Fakat bahsettiğim bu “etki-tepki” yasası bir cezalandırma olarak görülmemeli. Bizlerin hayatta büyümeye (öğrenmeye) devam etmesini sağlayan şey bu güçlü enerjidir. Aşağıda Evrenin ve bizlerin yaşamını yönlendiren 12 temel  Karma Yasasını bulabilirsiniz;

1.Etki ve Tepki Yasası

Ortaya koyduğunuz her şey size geri döner; tüm düşüncelerimiz, hareketlerimiz ve hislerimiz, ne derece bilinçaltında olursa olsun bize geri dönen bir güç (enerji) yaratır. Sevgi ve dostlukla dolu, mutlu ve huzurlu bir yaşam isteyen bir kişi mutlu ve huzurlu bir yaşam için önce bizzat kendisi sevgi dolu ve harika bir dost olmalıdır.

2.Yaratım Yasası

Hepimiz Evrenle bir bütünüz ama aynı zamanda kendi kaderimizin yaratıcısı olmak için aktif katılımcılar olmalıyız. Yaşadıklarımız öylesine başımıza gelen şeyler değildir, istediğimiz şeyleri gerçekleştirmek için ortaya bir enerji koymamız gerekir. Etrafımızda olup biten her şey -daima- kendi içsel durumumuza dair ipuçlarını bizlere verir. Eğer içinde bulunduğunuz koşullar sizin isteklerinizi yansıtmıyorsa, bu koşulları değiştirebilmek için önce gereken içsel değişiklikleri yapmanız gereklidir.

“Olaylar insanların başına geliyor gibi görünür, oysa gerçekte yaşanan çok daha derinden gelen karmik nedenlerin ortaya çıkmasıdır. Evren bunları kendiliğinden açığa çıkarır, katlanılması gereken herhangi bir etkiyi kendiliğinden olaya dahil eder. Bu işleyişi kişisel almayın. Etki tepki yasasının işleyişi sonsuzdur.” Deepak Chopra

3.Alçak gönüllülük Yasası

Eğer herhangi bir şeyi ya da bir insanın negatif olduğunu düşündüğümüz bir özelliğini, kötü olarak görmeye devam ediyorsak aynı enerji bizim içimize de yerleşmeye başlamış demektir. Bunun yerine enerjiyi farkındalığımıza, kendi davranışlarımıza ve hepimizin bu yolculukta kendine has özellikleri olan, eşsiz varlıklar olduğumuz gerçeğine yönlendirmemiz daha doğru olacaktır.

“Öfkeye tutunmak (öfkeyi sürdürmek) zehir içerek karşındakinin ölmesini beklemektir.” Buddha

4.Büyüme Yasası

Ruhsal olarak büyümek için önce kendi düşüncelerimizin bilincinde (farkındalığında) olmamız gerekir. Sadece kendimizi kontrol edebiliriz; ne düşündüğümüzü ve ne hissettiğimizi. Hiç kimse, biz onlara yapmalarına izin vermediğimiz sürece, bize bir şey yapamaz. Karşılaştığımız olay ve kişiler aslında kendi enerjimizin bize geri yansıtılmasıdır (aynalama). Kendi içimizde, kalbimizde, aklımızda değiştiğimiz zaman etrafımızdaki her şey de değişecektir.

“Eğer değişmezsek, büyümeyiz. Eğer büyümezsek gerçekten yaşıyor sayılmayız.” Gaily Sheehy

5.Sorumluluk Yasası

Yaşam bize etrafımızı saran (çevreleyen) şeyleri yansıtır ve kendi içsel koşullarımız da yaşamımızı yansıtır. Bu tüm varlıklar için geçerli Evrensel bir hakikattir. Kendimizin ve içinde bulunduğumuz koşulların sorumluluğunu almayı öğrenmeliyiz. Olaylar iyi ya da kötü olabilir, özünde bu sadece olayları yaftalamaktan başka bir şeye yaramaz. Başımıza gelen her şey, bizim büyümemiz ve olmayı istediğimiz yere ulaşmak için sorumluluk almayı öğrenmemiz için başımıza gelir. Yani iyi ya da kötü (dualite kavramı) yoktur, yaşamı sürdürmek, büyüme ve deneyim kazanma sürecinde sorumluluk alarak ilerlemek esastır.

“Kurban psikolojisi insan aklının potansiyelini düşürür. Koşullarımız için üzerimize düşen sorumluluğu kabul etmeyerek bunları değiştirme gücümüzün büyük ölçüde düşmesine neden oluruz.”  Steve Maraboli

6.Bağlantı Yasası

Her adımı bir önceki kadar ciddiye almalıyız ki bir sonrakine ulaşabilelim. Yaşamda amaç bir şeye son halini vermekten ziyade istediğimiz noktaya varmak adına çabalarken çıktığımız yolculukta kazandığımız deneyimdir. Geçmişimiz, içinde bulunduğumuz an ve geleceğimiz tümü birbirine bağlıdır. Zaman kavramı da bu Evrende olan herkes ve her şey gibi birbirine bağlıdır ve bu bağlantıyı bulabilmenin tek yolu anda olmaktır.

“Anda olmak Her Şeyle bağlantıda olmak demektir.” S. Kelley Harrell

7.Odaklanma Yasası

En çok ne düşünüyorsak sonunda ona dönüşürüz bu nedenle düşüncelerimizin farkındalığında olmak önemlidir. Odaklanmak obsesif şekilde davranışlarınızı irdelemek anlamına gelmez. Bunun yerine yaptıklarınıza dikkatimizi vermemiz gerekir. Negatif düşüncelere, olaylara ya da kişilere odaklanırsanız bu daha fazla negatiflikle karşılaşmanıza neden olur. Aynı şekilde pozitif düşünce, hareket ve kişiler de daha fazla pozitif enerjiyi hayatınıza getirir. Yaptıklarınızın farkındalığında olur ve odağınızı buna göre değiştirirseniz daha fazla bolluk ve bereket yaratıyor olmayı deneyimlersiniz.

8.Bolluk Bereket Yasası (alış-veriş yasası)

Evrendeki her şey akan bir sirkülasyonla dışa doğru genişlemeyi (büyümeyi) sürdürür. Bu enerji  -maddi ya da manevi olabilir-  vererek ve alarak yani Evrenin  alış-veriş prensibine uygun işler. Arayışında olduğumuz şeyi vermeye istekli olmamız gerekir. Söz konusu şey aşk da olabilir, arkadaşlık da, para da, her halükarda isteklerimizi ancak buna uygun yaşayarak hayatımıza çekebiliriz. Herhangi bir şey verdiğimizde bunun karşılığında bir şey kazanmayı beklememeliyiz. Çünkü ödül zaten paylaşma (verme) eylemidir.

9.Anda Kalma Yasası

Anda kalmak yerine sadece geçmiş ya da geleceğe odaklandığımızda şu anda burada olma deneyimini yaşayamayız. Anda kalmak bilincimizin kontrolünü ele alarak geçmişte takılı kalmadan ya da geleceğe dair endişe duymadan eski davranış kalıpları ve korkularımızdan kurtulabilmenin tek yoludur.

10.Değişim Yasası

Deneyimlerimizi büyümek ve gelişmek için kullanmalıyız.  Tarihin öğrenmemiz gereken dersi alana dek tekerrürden ibaret olmak gibi komik bir yönü vardır. Değişim bazen mecburen katlanmamız gereken bir şey gibi hissettirebilir.  Hiçbir şeye bağlanmadan ve egodan arınmış şekilde karşımıza çıkan yeni deneyimleri nasıl yönlendireceğimizi ve bunlarla nasıl başa çıkacağımızı öğrenmeliyiz

“Karşına çıkan değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın. ‘Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir’ diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?” Şems-i Tebrizi

11.Sabır Yasası

Düşüncelerimizin kontrolünü sağlayıp yaşama karşı tavrımızı değiştirdiğimizde, bir şeyler daha iyiye doğru değişmeye başlar ama daima kendi zamanında. Evrenin her zaman ilahi olan zamanlamasına güvenmemiz gerekir. Kişi gerçek mutluluğu deneyimlemek için almayı umduğu ödüle odaklanıp beklemek yerine, anda olmalı ve yaşam akışının mutluluğunu hissetmelidir.

12.Şükran Yasası

Sadece kendimize değil tüm Evrene katkıda bulunmak için ortaya koyduğumuz enerjidir. Düşünce ve davranışlarımızın herkes üzerinde etkisi olduğunu, hepimizin birbirine bağlı olduğunu ve basitçe Evrende hep beraber ilerlediğimizi anlamalıyız. Deneyimlerimiz, birbirimize öğrettiklerimiz ve bu yolculuk için şükran duymalıyız.

“Yaşam dansçıdır ve biz de dansız.” Eckhart Tolle

Daha fazlası için: Ruhsal Anlaşmalar

Ruhsal Anlaşmalar

Soul_Free_Zen_

Şu anda içinde yaşadığınız maddesel zaman ve mekana girmeden önce ruhunuz bir anlaşma yaptı. İnsan olarak bedenlenmeden önce ruhunuzun spesifik bir amacı ya da gerçekleştirmek üzere kabul ettiği bir kaderi vardı. Bu kader (gelecek) yazıldı ve sizin Ruhsal Anlaşmanız oldu. Hepimizin Ruhsal Anlaşmaları var. Bu anlaşmayı yaşamda öğrenmemiz ve anlamamız gereken dersleri barındıran bir listeye benzetebiliriz. Anlaşmanın amacı özünde ruhumuzun olgunlaşarak daha yüksek bir farkındalık seviyesine ulaşmasıdır. Ruhsal Anlaşmalarla ilgili bazı temel bilgileri paylaşacak olursak;

  • Doğduğunuz yer ve zaman bilhassa da doğum yeriniz bir tesadüf değildir.
  • Doğduğunuz aile spesifik olarak sizin için seçilmiştir.
  • Bazı insanların yaşamınıza gelişi önceden belirlenmiştir (kadersel/karmiktir). Bu kişiler geçmiş yaşamınızdan ya da şimdiki yaşamanızdan taşıdığınız bir şeyleri iyileştirmenize (şifalandırmanıza) yardım etmek için gelirler.
  • Yaşamda karşılaştığınız her şey sizin dönüşümünüze yardımcı olmak ve daha yüksek bir bilinç seviyesine ulaşmanızı sağlamak için gerçekleşir.
  • Ölüm de Ruhsal Anlaşmanızın bir parçasıdır ama bu kesin bir tarih olarak belirlenmemiştir. Bu yaşamda farkına varmanız gereken konu ya da konuları anladığınız anda ruhani forma (ruhsal boyuta) geri dönüş şeklinde gerçekleşir.

Yeryüzünün bu boyutuna belirli bir zamana, belirli bir mekana (yere) belirli bir amaçla gönderildiniz. Bununla birlikte iki şey önceden belirlenmemiştir;  özgür iradeniz ve seçimleriniz. Yaşam seçimlerle doludur. Hepimizin hür iradesi var, olayların kontrolü elimizdedir (belli bir noktaya dek) ve hepimiz, yaşam deneyimi için bir kere buraya geldikten sonra hayatımızla ilgili ne istediğimizi söyleyebiliriz. Bu seçimler yazgımız olarak görülür, hangi yolda ilerleyeceğimize karar verebiliriz, hangisinden uzak duracağımıza ve hangisini amaçlayacağımıza ama değiştiremeyeceğimiz tek bir şey var ki o da kaderimizdir.

Kaderimiz aslında Evrenin Koşulsuz Sevgisini deneyimlemektir ve bu genellikle birçok yaşam ve boyutta yolculuklar yaparak tamamen kendisine geri döndüğümüz enerjidir.

Şu anda yeryüzünde olan tüm ruhlar bilinçli evrimin farklı aşamalarını deneyimlemektedir, bazıları sona (bitirmeye) daha yakındır ve bazıları daha yeni başlamıştır. Her iki şekilde de hepimiz burada olmak için kontrat yaptık. Ruhsal Anlaşmanız özünde büyümenize yardım eden ve daha yüksek bir farkındalık geliştirmek için kendinizle yaptığınız anlaşmadır. Eğer yeterince açıksanız, izlemeniz gereken belirlenmiş en yüksek amaç ya da kader yolunuzu takip etmeniz için sürekli sinyaller, mesajlar ve ipuçları alacaksınız.

Ruhsal yolunuzu izliyor olup olmadığınıza dair en somut kanıtlardan biri de eşzamanlılıklarla gerçekleşen akışın sizi bir şeyden başka bir şeye yönlendirmesidir. Kendiniz için belirlediğiniz en yüksek yolda yürüyor olduğunuza dair bir başka iyi işaret ise şüphe duyarken ya da bir şeyi öğrenmek isterken size doğru bilgi, rehberlik ve desteği önerebilecek insanlarla, doğru yer ve zamanda tanışmaktır.

Ruhsal Anlaşmamızdan vazgeçip vazgeçemeyeceğimize dair birtakım tartışmalar sürmektedir. Kimilerine göre hayatta yaptığımız her şey bu kontratın bir parçasıdır. Kimilerine göreyse seçilmiş yolunuzdan ayrılmanız mümkündür. Belki de seçim yaptığımız bazı anlarda önceden belirlediğimiz kaderimizle eş zamanlı hareket etmiyor olabiliriz. Böyle bir durum gerçekleştiğinde kafa karışıklığı, negatif enerji ve hatta bedensel rahatsızlıklar deneyimleyebiliriz. Hatırlamanız gereken tüm bunların bazen size yardım edebilmek ve  yeniden uyumlanmanızı sağlayabilmek için gerçekleştiğidir.

Ruhsal Yolculuğu zirvesine ulaşmanın kaderinizde olduğu bir dağ gibi düşünebilirsiniz. Zirveye nasıl ve hangi yoldan tırmanacağınızı seçebilirsiniz, her seçim size tamamen farklı bir deneyim getirecektir ama varılacak son nokta her zaman aynı olacaktır. Dağınız tıpkı sizin gibi büyümeye devam edecek, değişecek ve dönüşecektir ama burada insan formundaki amacınız daima aynı kalacaktır. Bu tepeye ne kadar hızlı varacağınıza dair bir yarış ya da bir başkasının dağına tırmanmaya çalışma mücadelesi değildir. Burada asıl mücadele kendinize karşı dürüst olabilmek ve dağınıza rahat olarak zarafetle, yolculuğun sizi götürdüğü yerler için heyecan duyarak tırmanabilmektir.

Daha fazla bilgi için; Karma Yasaları

Anda Kalmak

insight

Erhan Bey, diye bahsedeceğim danışan ön görüşmede, potansiyelini istediği gibi ortaya koyamadığını ve bu durumdan çok rahatsız olduğunu dile getirdi. Stres altındayken kendisini yeterince iyi ifade edemediğini düşünüyordu. Çalışmak istediği başka bir konu olup olmadığını sorduğumdaysa ailevi birtakım problemleri olduğundan bahsetti. Ön görüşme sonunda ilk olarak hangi konuyla ilgili çalışmak istediğini sorduğumda, kendisini istediği şekilde ortaya koyabilmenin şu anda çok daha önemli olduğunu dile getirdi. Bu konu üzerinde yoğunlaştığımız bir çalışma yaptık. Danışan olarak çalıştığım herkesten, seanstan yaklaşık yedi gün sonra bir değerlendirme yazısı yazmalarını rica ederim. Bu hem danışan hem de danışmanın seansı daha iyi değerlendirmesini sağlar. İçlerinden bazılarını da danışanlardan izin alarak sizlerle paylaşıyorum. Aşağıda Erhan Beyin benimle paylaştığı yazıyı bulabilirsiniz.

“Merhaba,  aşağıda okuyacaklarınız biraz karışık-düzensiz çünkü ben de şu anda net değilim. Kendimi yeni keşfetmeye başladım. Seans akşamı kendimi bitkin ama çok hafiflemiş ve huzurlu hissettim. Bütün hafta boyunca bu dinginlik/mutluluk hali devam etti. Yaptığımız çalışma ile beni neyin geriye çektiğini/engellediğini buldum. Tamamen kendim olmaktan çekindiğim anlar olduğunu fark ettim. Bu anlarda artık kendime soruyorum anlamaya çalışıyorum gerçekten istiyor muyum? İstiyorsam neden yapmaktan çekiniyorum? Bu konu üzerinde hala kendimle uğraşıyorum. Size geldikten sonra sanki kendimi bazı açılardan yeni tanıyorum gibi…

En çok kendim olamadığımda mutsuz hissettiğimi fark ettim. Ailemle ve çevremdeki insanlarla daha sağlıklı ilişkiler kuramamamın sebebinin de bu olduğunu anladım. İnsanlarla bulunduğum ortamlarda tamamen kendim ve başkaları arasında fazla kıyaslama(manasız ve  haksız) yaptığımın farkındalığına ulaştım. Şimdi bunun üzerine kendimi zorluyorum. Bazı kişisel özelliklerimi kabullenip sevdim daha önceleri farkında olmadığım yönlerimi keşfediyorum gerçekten neleri isteyip istemediğimi daha doğru analiz ediyorum. Kararsızlık konusunda da bunlara bağlı olarak değişiyorum. Eskiden verdiğim kararları olay sonuçlanana kadar sürekli kafamda değerlendirirdim. Sayenizde bunun bana fena zarar verdiğini gördüm. Şimdi verdiğim kararın arkasında durup sonucu bekliyorum. Bu biraz daha ‘anda yaşamak’ nedir onu gösterdi.

Aileme karşı hissettiğim öfke hala devam ediyor. Onları affedip yoluma devam etmek istiyorum ama bu konuda biraz daha çalışmam gerekiyor. Hala onlarla telefonda konuşmak konusunda zorlanıyorum. Bu konuda yani bu öfkeye dair mutlaka bir seans için daha size geleceğim.

Genel olarak ne yapmam gerektiğini seansın ardından anladım, bildiğim için artık daha rahatlamış hissediyorum. Herkesin bir yaşam tarzı çalışma disiplini olmalı bu konuda bir şeyler kararlaştırdım. Günü planlayınca daha iyi odaklanabildiğimi hissediyorum. Kafamdan geçenleri daha rahat söylüyor olmak da  iyi geldi.

Sonuç olarak bu regresyon terapisi beni ayılttı daha zindeyim daha kararlıyım. Bütün bu gelişmeler büyük değişikliklere yol açacak diye düşünüyorum çünkü farkındalığım gelişti. Güneş ışığının o muhteşem insanın içini ısıtan sıcaklığı eskisinden daha çok yanımda. 
Teşekkürler.”

Erhan Bey, 26 (14.06.2016)

Not: Bu yazı danışanın onayı ile paylaşılmıştır. Danışan gizliliği nedeniyle danışanın adı tarafımca değiştirilmiştir. 

Neşeli Günler

IBR-1113189

Kendisinden Yavuz diye bahsedeceğim danışanla yaşadığı “güven” problemi üzerine yoğunlaştığımız bir çalışma yaptık. Yavuz Bey hem öz güven problemi yaşıyordu hem de çevresindeki insanlara güven duymakta zorlanıyordu. Danışman bu durumun kendisini büyük bir yalnızlığa ittiğinden ve eşiyle olan ilişkisini de yıprattığından şikayetçiydi.Danışan olarak çalıştığım herkesten, seanstan yaklaşık yedi gün sonra bir değerlendirme yazısı yazmalarını rica ederim. Bu hem danışan hem de danışmanın seansı daha iyi değerlendirmesini sağlar. İçlerinden bazılarını da danışanlardan izin alarak sizlerle paylaşıyorum. Seanstan yaklaşık on gün sonra Yavuz Bey’den beni çok mutlu eden bir e-posta aldım ve kendisinin de onayıyla şimdi sizlerle paylaşıyorum.

“Kendimi bildim bileli duygularımı kolayca dile getirebilen biri olmadığımın ve insanlara güven anlamında da hep temkinli olduğumun farkındaydım. Bunun nedeni öz güvenim konusunda yaşadığım gel gitlerdi.

Regresyon Terapisinin bana ne katacağına çok emin değildim, duyduklarım, okuduklarım vardı ama tam olarak ne yaşayacağıma dair hiçbir fikrim yoktu. 

Evliliğimi kurtarmak ve hayata ayaklarımı daha sağlam basabilmek adına daha önce psikiyatra ve evlilik danışmanına gitmiştim. Bu çalışmalarla istediğim gibi bir ilerleme kaydedemediğim gibi durumumun umutsuz olduğunu, doktorların bile bana yardım edemediğini kısacası umutsuz vaka olduğumu düşünüyordum. İş arkadaşımın tavsiyesiyle cesaret bularak size geldim.

Bu konuda size kendimi teslim edişim son zamanlarda yaptığım en iyi şey oldu. Kendi zihnime, bilinçaltıma bir yolculuk gibiydi seans. Orada gördüklerimin ‘yaşadıklarımın’ neyin ürünü olduğu, hangi gerçeklik içinde sınıflandırılabileceğini şu an bilemiyorum ama kafamın içinde bir yerlerde artık daha az soru işareti var.

Düşüncelerimi daha kolay dile getirebiliyorum. Çekindiğim birçok şeyin olağan olduğunu, hatta herkes için ortak olabileceğini idrak edebiliyorum. Güven ve hoşgörü göstermenin zayıflık değil aksine kendimi güçlü hissettirdiğine şahit oluyorum. Kendimi olduğum gibi kabul edip seviyorum artık bu da kendime güvenmemi sağlıyor. Sonunda olduğum kişi olmaktan mutluyum.

Evdeyse eşimle geçtiğimiz 10 yılda olmadığı kadar mutluyuz. Size gelmeden önce evde gergin bir ortam vardı. Artık yok yere tartışmıyoruz ya da ben kontrolü bırakıp ona güvenmekte zorlanmıyorum. Küçük oğlum bile evdeki ortamın değiştiğinin farkında. Baba artık daha eğlenceli oldun, sürekli her şeyi sorgulamıyorsun diyor.

İş arkadaşlarım halı saha maçına davet ettiklerinde bu sefer onları reddetmedim. Artık insanlar gözümde güvenilmez varlıklar değil. Her an tetikte olmamı gerektiren bir durum olmadığının geç de olsa farkına varıyorum.  Kendime, insanlara ve hayata olan güvenim sayenizde kuvvetlendi. Yıllar sonra gelen bu hafiflik ve huzura ben de inanamıyorum. Sevgili Zeynep Hanım size çok teşekkür ederim.” 

Yavuz Bey, 45 (23.07.2016)

Not: Bu yazı danışanın onayı ile paylaşılmıştır. Danışan gizliliği nedeniyle danışanın adı tarafımca değiştirilmiştir. 

Değerini Hatırlamak

Emotional-Release

Kendisinden İlksen Hanım diye bahsedeceğim danışanım çok küçük yaşlardan bu yana öz değer problemi yaşıyordu. Bu sorun artık iş yaşamını dahi etkiler duruma gelmişti. İlksen Hanım, ön görüşme sırasında küçük yaşta ailesiyle, ardından eşiyle, şimdiyse iş yerinde yaşadığı bu sorununun insanlarla ilişkisini nasıl içinden çıkılmaz bir hale getirdiğini anlattı. Eşinden ayrılmıştı, ailesiyle de sadece telefonla görüşüyordu. Kendisiyle insanlar karşısında neden böyle değersiz hissettiğini keşfedip, bu olumsuz hissi geride bırakması için bir çalışma yaptık. Ayrıca İlksen Hanım ön görüşmede yaklaşık 10 yıldır sağ kolunda ve bacağında ağrılar olduğundan bahsetmişti seans esnasında vücudunun sağ tarafında yine yoğun ağrılar hissetti ve bu konuda da kendisiyle bir çalışma yaptık. Danışman olarak çalıştığım herkesten, seanstan yaklaşık yedi gün sonra bir değerlendirme yazısı yazmalarını rica ederim. Bu hem danışan hem de danışmanın çalışmayı daha iyi değerlendirmesini sağlar. İçlerinden bazılarını da danışanlardan izin alarak sizlerle paylaşıyorum. Seansın üzerinden yedi gün geçtikten sonra İlksen Hanımdan aldığım e-postayı, aşağıda sizlerle paylaşıyorum.

“Merhabalar Zeynep Hanım,

Umarım iyisinizdir. Seansımızdan bu yana yaşadıklarımı sizinle paylaşmak istedim. Seans akşamı biraz başım ağrıdı, duş alıp erkenden yattım. İlk iki gün bedenen ve ruhen kendimi yorgun ama oldukça huzurlu hissettim. Çok sakin ve dingindim. Öncelikle şunu söyleyebilirim ki yıllardır süregelen parazit korkularımdan arınıyorum. Endişelerimin geçtiğini ve sakinleştiğimi hissediyorum. ,

Tanrının desteklediğini ona bağlandığımı, tanıdığım tanımadığım karşıma çıkan ve bana yardım etmeye çalışan insanları gönderdiğini kavramaya başladım. Yalnız değilim. Ailemle daha sık konuşmaya başladım hatta beraber tatil planı bile yaptık.

Sağ kolumdaki ve omzumdaki yıllardır olan ağrılarım geçti. 

Etrafıma bakmaya başladım. Sanki bir şeyleri yeni görüyormuşum hissine kapılıyorum. Tiyatro toplantısında kendimi düzgün ve korkusuz bir şekilde ifade ettim. Korkunun yerini heyecan ve istek aldı. Paniğe kapılmadım, kendimi küçük ve değersiz hissetmedim.

Normalde uzak duran insanlar gelip benimle konuşmaya başladılar. Tanımadıklarımla da ben gidip ilişki kurdum. Saklanmadım, kaçmadım.

Ayaklarımın yere daha sağlam bastığını hissediyorum. Aidiyet duygum oluşmaya başladı. Korkmadan eski eşimi aradım konuştum. Erkeklerin bana zarar vereceği korkum azalmaya başladı. 

Küçük ama tatlı hayatta olduğumu hissettiren değişimler oluyor. Yaşadığımı hissetmek hediye size çok ama çok teşekkür ederim”.

İlksen Hanım, 40 (20.05.2016)

Not: Bu yazı danışanın onayı ile paylaşılmıştır. Danışan gizliliği nedeniyle danışanın adı tarafımca değiştirilmiştir.