Temmuz 2018 Tutulmaları Üzerine

eclipse

Güneş ve Ay Tutulması Sembolikleri

Temmuz ayı boyunca yaşayacağımız tutulmaların olası getirileri üzerine notlar. Öncelikle tutulmalar kadersel olaylar getirir. Güneş ve Ay bilincimizle ilgilidir ve tutulma zamanlarında karanlıkta kalırlar. Bu nedenle zorlayıcı etkiler ve dönüşümler barındırdıkları düşünülür. Öte yandan bireysel anlamda tutulmanın kimileri için çok güzel etkileri de olacaktır. Nihayetinde hepimiz bir şekilde bu tutulmalardan etkileneceğiz.

Yaklaşan Tutulmaların Sembolik Anlamları

İlk yaşayacağımız 13 Temmuz 2018’de Yengeç burcunda gerçekleşecek Güneş Tutulması; yaşamlarımıza kadersel olaylar ve dönüşümleri getirecektir. Güneş tutulması, Ay tutulmasından daha zayıf diyebiliriz. Bu dönem ani ve kaçınılmaz sürprizleri, değişimleri getirebilir. Böyle yoğun enerjiler altındayken önemli kararlar vermekten kaçınmak daha doğru olacaktır. Bu etkiyi tüm ay boyunca hissedeceğiz, örneğin kimileri bebek sahibi olacak ya da hamile kalacak ve yaşamları kaçınılmaz olarak değişecek. Her şekilde hayatımıza yeni bir şeyi getirecektir. Bir krizin ardından kazanılacak bir takım ödüller olabilir. İlk tutulma için ani, yeni başlangıçlarla gelecek dönüşümün habercisi diyebiliriz. Dolayısıyla genel olarak baskı hissetmemize neden olan yoğun bir enerji değişimi şeklinde yorumlayabiliriz. Yeni karmanın yaratılacağı zamanlar. Çoğu kişinin aşırı tepkiler gösterişine şahit olabiliriz. Herhangi biri ya da olay ile ilgili takıntılı tavırlar sergilenmesi söz konusu olabilir.

Bir sonraki tutulma 27 Temmuz 2018’de Kova burcunda gerçekleşecek. Güney Ay Düğümü ve Mars etkili bir Ay tutulması olacak. Bu nedenle geçmişle, güçlü ve sert duygularla yüzleşeceğiz. Yoğun öfke ve volkanik patlamalar şeklinde duygusal ya da agresif çıkışlara şahit olabiliriz. Acı, üzüntü ve geçmişten getirdiğimiz artık hayat yolunda bize hizmet etmeyen bir şeyden kurtulmak, özgürleşmekle ilgili bir tutulma diyebilirim. Geçmiş karmayı artık bırakma zamanı, istesek de istemesek de artık ihtiyacımız olmayan bir yükü geride bırakacağız. Bu bir ilişki, alışkanlık, iş vb. olabilir. Ani şekilde kesilecek bir bağdan ve bir şeyi geride bırakmaktan söz edebiliriz. Dolayısıyla aynı zamanda karmik bir yükten kurtulmak anlamına geleceği için olması gerekenler olacaktır. Bu nedenle büyük bir simyasal dönüşümden bahsedebiliriz.

Kısacası biten sayfayı şükranla çevirip, sevgiyle yeni bir sayfa açma zamanı…

Sevgiler,

Zeynep

Lynda Hill ile Sabian Bilgeliğine Yolculuk

lynda 1

Köklerin Bilgeliği ile Buluştuk

Senede bir kez gerçekleşen, Güneş ve Sirius yıldızı kavuşumunda, insanlığın bilinen en eski tapınağı Göbeklitepe’ye ve Sabian Sembollerinin geldiği yer olan Harran’a muhteşem bir yolculuk gerçekleştirdik.

Lynda Hill “Sabian Sembolleri; İlahi Bilgeliğin Dereceleri” semineriyle, Zeynep Türkoğlu ise “Sembolizm ve Göbeklitepe” konulu semineriyle programda yer aldı. Oldukça özel bir zamanda gerçekleşen bu muhteşem geziye dair notları ve fotoğrafları paylaşıyor olacağım.

lynda 2

Lynda Hill Kimdir? 

Lynda Hill, astroloji alanında 30 yılı aşan bir deneyimin yanı sıra yazar kimliğiyle de bu alanda önemli bir yere sahiptir. Sembolik astroloji alanında yaşayan bir efsane olmasının yanı sıra kendisi “Kahin” olarak da tanınmaktadır.

Çocukluğundan beri astroloji ve mistisizmin iç içe geçtiği bir yaşamı oldu. Küçük yaşlarda annesinin Reiki çalışmaları ve amatör bir astrolog olan babasının hem astroloji hem de spritüel şifa alanında çalışmalarından beslendi. Bu nedenle örtülü anlamları araştırmak ve görünmeyeni görmek üzerine yoğun bir merak geliştirdi. Yaşamı ve çalışmaları onu Astrolojinin doğduğu yer olan Orta Doğu’ya dek getirdi.

1976 yılında Türkiye, İran, Irak, Suriye ve Ürdün’ü ziyaret ederek bugün astrolojik bir mihenk taşı diyebileceğimiz ve pek yakında Zeynep Türkoğlu’nun çevirisiyle herkesin ulaşabileceği “Sabian Sembolleri; Bilgeliğin 360 Derecesi” kitabının temelleri de bu seyahatte atıldı.

Yaklaşık 6 yıl boyunca Avustralya Astrologlar Federasyonu İrtibat Sorumlusu olarak görev aldı. Ülkenin önde gelen dergi ve gazeteleri için yazılar kaleme aldı. Lynda Hill profesyonel bir astrolog olarak dünyanın pek çok ülkesinde seminerler ve dersler vermektedir. Avusturya, İngiltere, İrlanda, Rusya, Hollanda, Güney Afrika, Yeni Zelanda, Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri’nde eğitmen ve konuşmacı olarak sayısız konferansa katıldı. Şimdi Sabian Sembollerinin bilgeliğini bu Sembollerin çıktığı yer olan Göbeklitepe’de bizlere anlatıyor olacak. Bu muhteşem deneyimi paylaşmak için sizleri bekliyoruz.

Sirius Yıldızı 

Hem kültürel hem de dini bağlarla bizim için ayrı bir yeri olan yıldızdır. Sirius (Şira), Kur’an-ı Kerim’de adı geçen tek yıldızdır.  Türk Mitolojisinde izine göksel sarayın bekçisi kurt olarak rastlarız.

Gökyüzünde, Güneşten sonra en parlak yıldızdır (aslında ikiz yıldızdır), çıplak göz ile gözlemlenebilir. Eski Mısır kültüründe oldukça önemli bir yere sahiptir. Dolayısıyla ezoterik bilgi ve ruhani konularla ilişkilendirilir.

Bu yıldız tarih boyunca daima kutsal kabul edilmiş ve mucizeler getirdiğine inanılmıştır. Küçük gayretlerin getireceği büyük ödüllere işaret eder.

 

gb

Göbeklitepe

1995’te başlayan kazılar sonucunda bilinen insanlık tarihini değiştiren bir keşifle bulundu. Dünyanın ilk tapınağı olarak tarihteki yerini alan Göbeklitepe, insanlık tarihine dair bildiklerimizi kökten değiştirmiştir.

12 bin yıl öncesinden günümüze iletilen bu bilgi hazinesi, kazılar devam ettikçe sırlarını belki de daha çok gözler önüne serecektir. Göbeklitepe, her şeyin başlangıç noktasında olduğumuzu bize hatırlatan, topraklarımızı gururlandıran, etkileyen, eşsiz bir değerdir.

Ezoterik Astroloji Nedir?

spiritual-life-karma

“Ezoterik astroloji tamamiyle varlığın, yaşam koşullarına, kişiliğine etki eden enerji ve güçlerle ilgilidir. Ezoterik astroloji ruh ile ilgilidir.” Alice Bailey

Ezoretik astrolojinin temelini Alice Bailey ve Tibetli Üstad Dwal Kuhl’un birlikte yaptıkları çalışmalar oluşturur. Bu iki bilge ruh bir araya gelerek yeni bir astrolojik bakış açısıyla ruhun evrimi ve yükselişi üzerine temellendirdikleri bir yapı ortaya koymuşlar. Ezoterik Astroloji özünde ruh mühendisliğidir.

Doğum Haritası farklı seviyelerde yorumlanabilir. Klasik astroloji doğum haritasını yorumlarken kişilik yapısı üzerinde durur.

Daha derin bir teknik olan Ezoterik okuma ise ruhun ilahi amacının ne olduğunu aydınlatır. Ruhumuzla bağ kurmamızı önleyen eksik, kayıp ya da üzücü olan parçaların kökenine inerek bunları dönüştürmemize yardımcı olmayı hedefler.

Ezoterik Astroloji geleceğin temel okült bilimidir diyebiliriz.

Karma ve Dönüşüm Astrolojisi

astrologija

Söz konusu Astroloji gibi kadim bir ilim olduğunda tarihsel süreç içerisinde çeşitli uzmanlık alanlarının oluşması kaçınılmaz olmuştur. Hem klasik hem de modern dönemde yapılan çalışmalarla farklı astroloji ekolleri ortaya çıkmıştır.

Bu alanlardan Karma Astrolojisi, spiritüel düşünceyle örtüşen yani ruhun ölümsüzlüğüne inanan ve ruhsal bir amacımız olduğu için bu deneyimi yaşadığımız görüşünü kabul eden yaklaşım üzerinden temellendirilmiştir. Bu anlayışa göre ruh farklı bedenlerle yeniden doğarak tekamül yolculuğunu sürdürür. Bu süreçte yaptığı tüm iyi ve kötü eylemlerin karşılığını alır. Yani bireyin (ruhun) eylemleri, sözleri ve en temelde yaydığı enerji (vibrasyon) evren ile etkileşim halindedir.

Özellikle Doğu felsefesinin temelini oluşturan yeniden doğuş kavramı, İslami literatür açısından bakıldığında Tasavvuftaki; İnsan-ı Kâmil olmak ve “don değiştirmek” (Tekke ve Tasavvuf Edebiyatında farklı bedenle dünyaya geri dönmeyi anlatmak için kullanılan terim) kavramlarıyla örtüşmektedir.

Bunun yanında Karma Astrolojisini açıklamanın tek yolu re-enkarnasyon değildir. “Geçmiş Yaşamlar” kavramına, ânın bir parçası olarak yaklaşırsak, şu anda yaşadığımız her şeyin bilinçaltı ve bilinç dışında birikerek içinde yaşadığımız koşulların temelini, psikolojik dürtü ve eğilimlerimizi oluşturduğunu söyleyebiliriz. (Birkaç yıl öncesinde, çocukluğumuzda ya da belki daha dün akşam yaşadıklarımızdan arda kalan bilinçaltı kayıtlar ve bu temeller üzerinden yaptığımız seçimler, eylemler gibi düşünebiliriz.)

Karma Astrolojisinin sevdiğim ve faydalı bulduğum yönü de aslında bu yani bilinçaltına, eğilimlerimize açıklama getiriyor oluşu. Geçmiş yaşamların gerçek olup olmadığını belki de asla bilemeyeceğiz fakat haritanın anlattığı psikolojik alt yapının bireysel deneyimle örtüştüğü kimsenin inkar edemeyeceği bir gerçektir.

Bu noktada spiritüel inanış yönünden değil de bilimsel açıdan değerlendirirsek bu psikolojik, dürtüsel yapının gen aktarımı (pre-genetics) kavramıyla kanıtlandığını görürüz. Son yıllarda Aile ve Atalar üzerine yapılan şifa çalışmalarının artışının temelinde de bu bilimsel gerçeğin psiko-drama teknikleriyla harmanlanması yatmaktadır.

Klasik Astrolojinin keskin ve kuralcı yapısının aksine Karma ve Dönüşüm Astrolojisi bireye dar ve kısıtlayıcı kalıplarla yaklaşmaz. Bunun yerine kişinin psikolojik (dürtüsel) alt yapısını çözümlemeye odaklanır. Böylece gerçek potansiyelimize ulaşarak sorunların üstesinden kolayca gelir ve özgürleşiriz. Karmik Astroloji hem yaşadığımız problemlerin kaynağını bulmamıza yardımcı olan hem de gelecekte bizi ne gibi olasılıkların beklediğine dair fikir sahibi olmamızı sağlayan muhteşem bir ekoldür.

Astrolojide Mitoloji ve Arketiplerin Önemi

aurora-guido-reni

Mitoloji; dini veya kültürel bir geleneğe ait hikayeler bütünüdür. Mitolojik anlatı,  yaşamın ve insanın doğasına açıklamalar getiren sembollerle örülüdür. Bu semboller kolektif alanda insanoğlunun bilinç dışı değerlerini belirlemektedir.

Arketipler ise; tüm zaman dilimlerinde insanlığın kolektif bilinç dışındaki temel, evrensel düşünce biçimleridir. Astrolojiyi daha iyi kavramak isteyen kişinin Yunan ve Roma Mitolojisi ile Arketipler konusunda bilgi sahibi olması gerekir. Bunun nedeni Modern Astrolojinin, Mitolojik anlatılara atıfta bulunan bir terminolojiye sahip oluşudur. Mitolojik hikayeler ve arketipler, astrolojik kavramların alegorisi gibidir. Haritada yer alan temel psikolojik yapının taslak halindeki yorumudur denebilir. Dolayısıyla evrensel sembolizme hakim olmak ve yaşamda karşımıza çıkan eş zamanlılıkları takip etmek bu alanda ilerlemenin anahtarıdır.

Bu noktada Carl Gustave Jung’un, arketipler kavramı, kolektif bilinç dışı ve eş zamanlılık (evrenle senkronize olma hali denebilir) kavramlarını da göz önüne alırsak konuyu daha iyi anlayabiliriz.

Jung 1917 yılında yazdığı kitapta bu kavramları şöyle açıklar “Kolektif bilinç dışı iki katmandan oluşur; kişisel ve kolektif. Kişisel katman bebeklik dönemine ait en eski anılarda sona erer ancak ortak katman çocukluk öncesi dönemi, yani atalarının yaşam kalıntılarını içerir. Kişisel bilinç dışı belleğe ait görüntüler, kişinin bireysel olarak yaşadığı deneyimlere ait olduğu için zihinde rahatlıkla canladırılabilir, kolektif bilinç dışı arketipler ise rahatlıkla canlandırılamaz çünkü kişisel olarak yaşanmış formlar değildir. Öte yandan psişik enerji gerileyerek erken bebeklik döneminin de ötesine geçtiğinde ve atalarından aldığı mirası kırdığında mitolojik imgeler uyandırılır, bunlar arketiplerdir.”

C.G Jung’un dile getirdiği, atalardan alınan miras teorisi, günümüzde bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Ataları toplu katliama uğramış ya da savaşa katılmış kişiler üzerinde yapılan psikiyatrik araştırmalarda bu kişilerin genetik aktarım yoluyla (pre-genetics) soylarına ait olumsuz korku ve davranış kalıplarını bilinç dışı şekilde sürdürdükleri tespit edilmiştir. Dolayısıyla soy karmasına ait görüşün bu bilimsel çalışmayla örtüştüğü yorumunu yapabiliriz.

Ülke tarihimiz ve coğrafyamız dolayısıyla Atalarımız savaş, yokluk ve benzeri pek çok olumsuz şey yaşamışlar. Yani bu ülkede yaşayan çoğu insan ağır yükler taşıyarak var olma mücadelesi vermektedir. Bireysel mutluluğumuz, bilimsel olarak kanıtlanmış olan genetik miras aktarımının (soy karması) getirdiği negatif hatıra ve hislerden kurtuluşumuza bağlıdır.

Kısacası dedenin yediği koruk bilimsel olarak da torunun dişini kamaştırıyor 🙂 Bu durumda torunun görevi, devraldığı negatif yüklerden kurtulmak yani özgürleşmektir aksi takdirde yaşamda mutlu olması güçtür. Bunun yolu da bireyin kendisini tanımasından yani haritasını çözmesinden geçer. Doğum Haritasını çözen kişi, enerji alanını (titreşimini) en üst noktaya taşıyabilir, kendisi ve çevresi için en iyi olacak seçimleri yaparak “kaderinin” efendisi olur. O halde haritamızı daha iyi anlamak için Mitoloji ve Arketipleri öğrenerek çalışmaya başlayarak evrensel sembolizme dair bilgimizi derinleştirebiliriz.

 

2018 YILINA GENEL BAKIŞ

2018

Yeni başlangıçlar yaptığımız 2017 yılının ardından 2018 yılı, bizler için yeniden yapılanma ve inşa etme senesi olacak. Yaratmak istediğimiz her ne ise bunu ortaya çıkaracağız.

Hayatımıza giren, başlangıç yapmak zorunda kaldığımız tüm konularda şimdi sağlam bir zemin oluşturma fırsatına sahibiz. Geleceğimizin nasıl bir yönde ilerleyeceğini belirleyecek temelleri atıyor olacağız.

Bu yıl iki önemli gezegen Toprak burcunda seyrediyor olacak. Oğlak burcunda 2,5 yıl sürecek Satürn transiti ve Boğa burcuna geçerek 7 yıl boyunca yeryüzünü sarsmaya hazırlanan Uranüsün seyri, göksel haritadaki toprak elementinin ağırlığını bizlere hissettirecek.

Bu enerjiyi, yaşamımıza gereken düzeni getirerek, yapılanmak ve sınırlarımızı yeniden belirlemek için kullanmak oldukça yerinde olacaktır.

Geride bıraktığımız birkaç yıl boyunca pek çok ani, büyük değişiklik ve kimi zaman da kargaşa yaşadık. Şimdi bu toprak enerjisiyle, ayağımızı yere daha sağlam basma konusunda çalışabiliriz. Somut ve gerçekçi adımlar desteklenecektir.

Satürn, Oğlak burcundaki seyrine başladı. Uranüs, 16 Mayıs 2018, tarihinde Boğa burcuna geçerek, Nisan 2026’ya dek bu burçta kalacak.

Dünyanın burcu Boğa kabul edilmektedir. Ani olayları temsil eden Uranüs’ün bu burçtaki yerleşimi depremler konusunda özellikle dikkatli olmamız gerektiğine işaret ediyor.

Uranüs aynı zamanda aydınlanma ve büyük değişimlerin de habercisidir. Ağır hareket eden bir gezegenin burç değiştirmesi daima önemli olaylara neden olur. Hayatımızı sarsan deneyimler yaşar ve yeni farkındalıklar kazanırız, böylece gerçekten “ne” istediğimizi anlarız.

Boğa burcundaki Uranüsün getireceği değişimler “Ne inşa etmeyi seçiyoruz?” sorusuna vurgu yapacak.

Bu enerjiyle birlikte daha planlı, metodik, doğal akışın ve Evrenin mükemmel zamanlamasına güvenerek hareket etmeye gayret etmeliyiz.

Satürn ve Uranüsün toprak burçlarındaki yerleşiminden bahsetmişken Plütonun zaten hali hazırda Oğlak burcundaki seyrini sürdürdüğünü de unutmamalıyız. Bu üç önemli gezegenin yerleşimini göz önüne aldığımızda toprak elementi gökyüzünde baskın ve hükmeden güç haline geliyor.

Toprak enerjisi bizleri ayaklarımızı yere sağlam basmaya ve köklenmeye davet ediyor.

Takvimler Haziran 2018’i gösterdiğinde Mars’ın başlatacağı güçlü bir Retro Döngüsüne gireceğiz.

Motivasyon ve eylemlerimizi temsil eden Mars geri harekette olduğunda arkamıza yaslanıp sakince beklemek en doğrusudur. Mars retrosu, zaman ve enerjimizi nasıl kullandığımız konusunda, kendimizi sorgulayabileceğimiz bir dönem olacaktır.

Ağustos ayında Mars Retrosu sona ermiş olacak. Bunu takiben Ekim ve Kasım aylarında Venüs Retrosu ve hemen ardından da Merkür retrosunu yaşayacağız.

Böyle ardı ardına gelen retro enerjileri Evrenin bize yolladığı yavaşlama, daha dikkatli olma sinyalleri olarak yorumlayabiliriz. Yılın ikinci yarısı oldukça ilginç ve geçmişe dair olguların yeniden önümüze geleceği bir süreç olacak.

2018 yılında toplam 5 tutulma gerçekleşecek, tutulmalar Aslan, Kova ve Yengeç burçlarında olacak. 2017 yılında Aslan / Kova aksında tutulamalar deneyimledik. Yengeç burcunda uzun süredir tutulma yaşamamıştık.

Bu yeni bir enerji akışının başlangıcı olacaktır. Sezgilerimizin güçlendiği bir dönem olacak. Yengeç burcu olan Amerika Birleşik Devletlerinde büyük değişimler yaşanacaktır.

2018 yılı barındırdığı yoğun toprak enerjisiyle hayallerimizin materyal dünyada form bulması için çalışacağımız bir yıl olacak. Dürüst ve adil olmak temel ödevimiz.

Yaratabilmek için ağır ve emin adımlarla ilerlerken ayaklarımızı yere sağlam basıyor olmamız gerekecek. Hepimiz için sağlık, bolluk ve keyif dolu bir yıl olsun.

 

Kış Ekinoksu

tree-winter

21 Aralık 2017, Kış Gündönümü, Güneş ve Satürn Oğlak burcu geçişinin eş zamanlılığı oldukça manidar.

Kuzey Yarımkürede, Aralık Ekinoksu kışın başladığı ilk günü, düşünmeyi, derinleşmeyi ve  içe yönelmeyi simgeler. Güney Yarımkürede ise Aralık Ekinoksu ile yaz başlamış olur ve hareketlenmeyi, uyanışı ve dış dünyaya kendini ifade etmeyi simgeler.

Aralık Ekinoksu daima Satürn ile bağlantılıdır. Güneş bugün Satürn’ün yönettiği Oğlak Burcuna ♑️ geçiş yapmaktadır.
Astrolojik yeni yıl Güneşin, Mart ayında Koç burcuna geçişiyle başlar. Güneşin, Oğlak burcuna geçişi ise hızla yaklaşan yeni yıldan hemen önce, yaşadığımız yılın bitişini sembolize eder.
Bir ara vererek geride bırakmaya hazırlandığımız yılı gözden geçirmek oldukça faydalı olacaktır. Aksiyonlarımızın bizi ilerlemek istediğimiz yere taşıyıp taşımadığını değerlendirmemiz gereken günlerdeyiz.
Doğal akışa uyumlanırsak enerjimizi nereye yöneltmemiz gerektiğini dair ipuçlarını görebiliriz. Kış mevsiminde ağaçlar yapraklarını döker, hayvanlar kış uykusuna yatar ve doğa, kendini yenilemeye başlamadan önce yavaşlar.
Biz de Ekinoksla birlikte doğayı örnek alarak aceleci tavırlar içinde olmamaya gayret etmeliyiz. Dış dünya yavaşlamış olabilir fakat içsel enerjimiz oldukça aktif. Bu enerjiyi iç dünyamıza yönelterek kalp ve ruh boyutunda neler yaşadığımızı sorgulayabiliriz.
Aralık Ekinoksu genel olarak Ruhun Karanlık Gecesi olarak anılır. Yılın bu en uzun gecesi ve ardından gelen süreç, çözülmeyi bekleyen, derinlerde saklı ne varsa yüzeye çıkarmak ve temizlemek için bizi destekleyecektir.
Geçmiş pişmanlıkları ve acı veren duyguları geride bırakmaya cesaret gösterenler için oldukça arındırıcı bir enerji olacak. Kendinize zaman ayırarak iç sesinizi dinlemenizi öneririm.

Karmik Astrolojide Vedik Prensipleri 3

planetsnasa

Bu Maya, sadece eylemde bulunan zihin / beden deneyiminden ibaret olduğumuz yanılsaması.

Gezegenler Kurulu

Gezegenler kurulu çok ilginç ve önemli sembollerden oluşur. Gezegenlere farklı roller ve vasıflar yükler. Bu kurulda gezegenlerin birbirleriyle olan ilişkileri çok çarpıcıdır. Bu rolleri anlamak her bir gezegene belirleyici bir görev yükler. Bu nitelikler haritalarda gezegenlerin konumlanmalarına bağlı olarak kişilerin bilinçaltı kodları, psikolojik dürtüleri şeklinde çalışır. Bu noktada astrolojinin en büyük katkısı Evrensel sembolizmi ile bize özümüzü hatırlatarak, bu kodları çözmemizi, “kendimizi” ve potansiyelimizi fark etmemizi sağlamasıdır.Doğum haritanızdaki gezegenleri bir de bu sembollerle değerlendirerek yaşamınıza dair farklı bir bakış açısı ve yepyeni bir algı geliştirebilirsiniz.

Şöyle bir örnekle bu sembolizmi nasıl değerlendirmemiz gerektiğini açıklamaya çalışayım. Diyelim ki öfke probleminiz var ve sürekli çevrenizdekilerle tartışıyorsunuz. Burada bozulmuş bir Mars enerjisinden bahsedebiliriz. Yani General şuursuzca yakıp yıktığı bir savaş veriyor. Böyle bir durumda Mars enerjisi tek başına bozulmuş olamaz zira Generale (Mars) hareket emrini ancak Kral yani Güneş verebilir. Peki Kral kararlarını alırken kime danışır? Tabii ki Tanrıların Öğretmeni olan Jüpiter’e, bu durumda sorunun kaynağı olarak bu gezegene bakmamız gerekir. Jüpiter bizim inançlarımızı temsil eder. Doğru çalışmayan bir Jüpiter enerjisine (Rehbere, Öğretmene) sahipsek büyük ihtimalle yanlış inançlar edinmişizdir. Bu yanlış inançlar sonunda varlığımız (Güneş/Kral) aldığı kararlarla zararlı eylemlerde bulunmaktadır (Mars). O halde öfke problemimizin altında yatan ruhsal/psikolojik nedeni anlamak için haritamızdaki Mars, Güneş ve Jüpiter’i daha dikkatle incelemek yerinde olacaktır.

Güneş  –  Kral

Ay  – Kraliçe

Mars – General

Merkür  –  Veliaht Prens

Jüpiter  – Tanrıların öğretmeni

Venüs –  İblislerin öğretmeni

Satürn – Emekçi

Rahu (Kuzey Ay Düğümü) – Hücum eden ordu

Ketu  (Güney Ay Düğümü) – İşgalci ordu

Kral ve Kraliçe olarak Güneş ve Ay birlikte, içimizde var olan erkek ve dişi enerjilerinin arketipik güçleriyle ilişkilidir. Ayın yaratıcı ilkesiyle birlikte Güneşin gücü Dünya’da hayat olmasının nedenidir. Güneş Param Atman (Evrensel ruh – bütünün ruhu) Ay ise Jivatman’dır (evrensele katılmış bireysel ruh).

Kendimizi Güneş olarak hatırladığımızda, dışarıdan aydınlatılmayı bekleyeceğimize içerden aydınlatılırız. Yine de Param Atman’ı doğrudan algılayamayız, Güneşe doğrudan bakamayız.

Ay bilincimize, zihnimize yansıdıkça onu (kendi gerçek benliğimizi) algılarız. Güneş tüm güce sahiptir ama o güce hayat ve algılayış veren Aydır.

Mars, kralın emirlerini uygulayan ve onu koruyan Ordu Generalidir. Orduyu yetiştirir ve onları sertliğe, savaşa hazır hale getirir. Mars, emirlerini bir duruluk ve aydınlanma yerinden aldığında cehaleti yok eder ve Dharmayı düzene sokarız.

Merkür, Krala en yakın olandır, onun kulağındaki sestir. Merkür, Güneşe en yakın olan gezegendir. Merkür, ruhlarımızın vizyonunu yorumlayan ve bu vizyonu varlığımızın diğer kısımlarına taşıyan kafamızın içindeki sestir. Kafamızdaki bu ses içinde yaşadığımız dünyayı belirler.

Jüpiter tanrıların öğretmenidir. İçimizdeki ışığın güçlerine öğretmenlik yapar. Bize ilham olan ve hakikatlE bizi yükselten bu büyük öğretiler Jüpiter’den gelir. Tavsiyeleri, dünyanın küçüklüğünü nasıl aşacağımız ve kirliliğinin üzerinden nasıl yükseleceğimiz ile ilgilidir.

Venüs İblislerin, içimizdeki karanlık güçlerin öğretmenidir. Dünyevi arzularımızı uhrevi olanlara yüceltmek Venüs’ün sihridir. Burada dünyada, birbirimizle nasıl geçineceğimizi bize öğreten onun enerjisidir. Arzu ormanında nasıl yol bulacağımızı bize gösterir.

Satürn işçidir – ve burada yapılması gereken çok iş bulunmaktadır. Hayatla memnuniyetsizlikle yüzleşmek yerine tahammül etme, görev bilinci, Satürn’ün işidir. Kararlılık, tevazu, sadelik ve bazen sadece bir günü daha geçirme arzusunun kendisi, Satürn’ün armağanlarıdır.

Rahu (KAD) hücum eden ordudur, ruhun bu hayatta fethetmek istediği bölgedir. Savaş alanı her zaman kaotiktir. Böyle olmakla beraber uğruna savaştığınız şey adaletse, o kaosun ortasında huzur ve tarafsızlık olabilir.

Ketu (GAD)  işgalci ordudur, ruhun geçmiş yaşamlarda çoktan fethettiği bölgedir. “Ketu” kelimesi bayrak anlamına gelir. Potansiyel bir güç kalesidir ama Rahu’nun büyülenmiş bakışından dolayı çoğunlukla gözden kaçırılır.

Kast

Kast sadece burç tanımlamaları için kullanılır. Gezegenler ve evlerin kastı olmaz. Sadece burçların kastı olur. Kastlar hayattaki farklı uğraşlar, eylemler ve makamlarla ilgilidir. Ruhun amacıyla ilgili önemli ölçüde fikir verirler.

Kral / Savaşçı (Kshatriya)– Ateş burçları – Dharma (Dürüst Eylem)

İşçi (Sudra) – Toprak burçları – Artha (Konfor ve Varlık)

Tüccar (Vaishya) – Hava burçları – Kama (Mutluluk)

Öğretmen / Mistik  (Brahmin) – Su burçları – Moksha (Özgürleşme)

Bu dürtüler, gerçek anlamda mesleklerle ve aynı zamanda söz konusu burçlardaki gezegenlerin psikolojik tabiatıyla çok ilgilidir.

Bu kastlar daha aydınlanmış bir dönemde oluşturulmuştur. Her tarafa yayılan ve açıkça iyiliğin bir gücü olarak anlaşılan bir Dharma (doğruluk ve hakikat) anlayışının olduğu bir zamandan gelmektedir. Örneğin; aydınlanmış dönemde bir “Savaşçı” olmanın çok onurlu bir görev olduğu düşünülürdü. Oysa modern dünyada savaşçı olmaya kötü bir gözle bakılmaktadır. Bunun nedeni modern dönemde yaşıyor ve kavramları bu çağın gerçekleri üzerinden değerlendiriyor oluşumuzdur. Bu negatif algı liderlerimizin yozlaşması nedeniyle, doğruluğu ya da adilane olan diğer şeyleri savunmakla hiç ilgisi olmayan amaçlar uğruna savaşlar başlatıyor olmalarından kaynaklanmaktadır. Oysa Astrolojik Kast sisteminin oluşturulduğu dönemde “Savaşçılar” hakikat ve dürüstlüğün büyük koruyucuları olarak kabul edilmekteydiler.

Kastların temsil ettikleri konulara daha modern bir bakış getirecek olursak:

Savaşçı: Politikacılar, idareciler, ordu, avukatlar, CEOlar. Savaşçı zihniyeti çok bireyseldir. İlişkilerde zorluklar yaşayabilirler çünkü başarılı bir ilişki kişinin bireyselliğini yumuşatır. Savaşçı çoğu zaman bir yanlışa bağlı kalabilir, sabit fikirli ve hatta saldırgan olabilir. Genelde aceleci, sabırsız ve agresiftir. En yüce savaşçı zihniyeti doğru bir amaç için savaşandır. En düşük savaşçı zihniyeti ise basitçe herhangi amaçtan yoksun, bireysel olarak kazanmak için savaşmaktır.

İşçi: Emekçiler, inşaat işçileri, memurlar ve her türlü hizmet sektörü. İşçi zihniyeti uygulama ve detay odaklıdır. Olaylara el atmayı ve nihayetinde somut şeyler görmeyi sever. İşçi yaklaşımında genelde daha yavaştır ve ciddi maddi varlık biriktirir. Bu maddi varlığı genelde sabır ve sıkı çalışmayla kazanırlar. En yüksek işçi zihniyeti; bir “amaca” ulaşma yolunda sabırla gelişim ve çaba gösterendir. En düşük işçi zihniyeti ise durağan ve köle zihniyetiyle hizmet edendir.

Tüccarlar: Satıcılar, küçük iş sahipleri, bankacılar. Tüccar zihniyeti, fikirler, iletişim ve karşılıklı saygı etkileşimidir. En iyi tüccarlar, hem kendileri hem de müşterileri için adil bir anlaşma yapanlardır. Aynı zamanda sohbet etmesi keyifli insanlardır. En yüksek tüccar zihniyeti, yaratıcı, marifetli ve herkes için eşitlikçi olandır. En düşük tüccar zihniyeti ise iletişim ve ticarette aşırı hesapçı doğası olandır – açık bir “skor tutma” anlayışı baskın gelir ki bu da esnekliklerini baltalar.

Öğretmenler: Danışmanlar, öğretmenler, bakanlar, mistikler. Öğretmen zihniyeti yol gösteren ve rehberlik edendir. Hayata olan bu yaklaşım, özgürleşmeye yardımcı olmak için diğerlerinin hayatında daha büyük bir ilerleme sağlama arzusu ve kabiliyetinden gelir. En iyi öğretmenler, hizmet etmeye çalıştıkları daha büyük amaca tek bir öğrenciyi bile hiç bir zaman feda etmeyenlerdir. En yüksek öğretmen zihniyeti; bencillikten uzak, bütünün hayrına hizmet etme amacıyla, öğretisini, bilgeliğini insanlara aktarmaya çalışandır. En düşük öğretmen zihniyeti ise öğretilerini kendi kişisel çıkarları ya da dogmatik inançlarını yaymak veya daha kötüsü bu yolla kişisel kazanç elde etmek için kullananlardır.

 

 

Boğa Dolunayı Bereket Ritüeli

fullmoonn

4 Kasım 2017 Boğa Dolunayının ana teması yaşamımıza bereketi getirmek. Bu bereket, şans, sağlık, sevgi, şükran veya kahkaha bolluğu bereketi bile olabilir. Şu anda en çok neye ihtiyacınız varsa bu konuda Evren yanınızda olacak ve bu ihtiyacınız için gereken yardımı size sunacak. Bu enerjiyi harekete geçirmek için basit adımlardan oluşan anlatacağım ritüelden faydalanabilirsiniz.

Bu dolunay yaşamınızı bir gecede değiştirmeyecek, bunun yerine fırsatları ve potansiyelinizi değerlendirmeniz konusunda size yardımcı olacak. Yapmamız gereken bu enerjiye açık olmak ve enerjinin bizim aleyhimize değil hayrımıza çalıştığını aklımızda tutmak.

Boğa enerjisi geleceğe yönelik sistematik ve pratik adımlar atmakla ilgilidir. Herhangi bir şeye düşünmeden hızla atılmak yerine dengede kalarak geleceğe yönelik en uygun adımları planlamanın enerjisidir. Bu enerjiyi en iyi şekilde değerlendirebilmek için ritüeli 3 – 8 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirmelisiniz. Ritüel için şunlara ihtiyacınız olacak;

Kalem ve kağıt

Mum (herhangi bir mum olabilir)

Adaçayı veya Defne yaprağı (ya da arınma için tercih ettiğiniz herhangi bir koku, bitki)

Niyetinizi temsil eden bir obje (ev ise küçük bir ev figürü, paraysa sembolik 1 tl, aşk ise kalp şeklinde bir obje gibi)

İsteğe bağlı olarak da en sevdiğiniz iki kristali de bu ritüelde kullanabilirsiniz.

Nasıl çalışacağız?

1. Sakin bir ortama geçerek niyetinize odaklanın ve adaçayını (veya seçtiğiniz bir başka bitki ya da kokuyu) yakarak enerji alanınızı temizleyin.

2. Mumu yakın, iki elinizi göbek deliğinin altına yerleştirerek en az on kez derin nefes alıp verin. Diyaframınızın şişip inmesini, ciğerlerinizin oksijenle dolup boşalmasını, bedeninizin stres ve gerginliği geride bırakışını hissedin. Zihninizi tamamen sakinleştirin ve kendi içinize, hislerinize odaklanın. (Şayet kristalleri kullanıyorsanız seçtiğiniz kristallerden birini sağ diğerini sol elinizde tutarak ellerinizi göbek deliğinin altına yerleştirin.Eğer kristalleriniz elinizde tutamayacağınız kadar büyükse birini sağ diğerini de sol diziniz üzerine koyabilirsiniz.)

3. Hazır olduğunuzu hissettiğinizde gözlerinizi açarak yaşamınızda şu an neyi yaratmaya niyet ediyorsanız kağıda yazın. Niyetiniz maddi veya manevi herhangi bir şey olabilir. Şöyle iki örnek de vereyim ilham vermesi için; “Niyetim kendimi evrenin sonsuz bolluk ve bereketine açarak maddi açıdan güvende hissetmek.” ya da “Niyetim yaşamda karşıma çıkan her şeyle kolayca başa çıkabilmek ve sevgi enerjisinde kalarak yaşamın akışını, güzelliğini hissetmek.”

4. Niyetinizi yazdıktan sonra kağıdı katlayarak niyetinizi sembolize eden objenin altına yerleştirin. (Kristal kullanıyorsanız, kristalleri objenin iki yanına yerleştirin.) Ardından gözlerinizi kapatıp yeniden nefesinize odaklanın ve niyetinizi gerçekleştirdiği için Tanrıya, Evrene, Logosa (inancınıza göre) teşekkür edin. Hazır hissettiğinizde gözlerinizi açarak mumu söndürebilirsiniz.

5. Ardından niyetinizi ve üstündeki objeyi (kullanıyorsanız kristalleri) ay ışığını görecek şekilde bahçeye ya da balkonda toprak dolu (çiçeksiz) bir saksıya, balkonunuz yoksa camınızın önüne bir kabın içine toprak koyarak üzerine ay ışığını görecek şekilde yerleştirerek 3 gün boyunca bırakıyoruz.

6. Üçüncü günün akşamı ay ışığı altında niyetinizin yazılı olduğu kağıdı yakarak, bıraktığınız objeyi (şayet kullandıysanız kristalleri) alabilirsiniz. Bolluk için obje olarak para bıraktıysanız cüzdanınızda bu parayı ayrı bir bölmede saklayabilirsiniz, ev objesi koyduysanız bunu odanızda görebileceğiniz bir yere koyabilirsiniz…

Tüm iyi niyetlerinizin bu güzel dolunay enerjisinin de yardımıyla gerçekleşmesini dilerim 🙂

Karmik Astrolojide Vedik Prensipleri 2

vedicastro

Gezegensel Gunanın ve Guna Burcunun vasıflarını harmanlamak astrolojideki en önemli referans ilkelerden biridir. Sadece Vedik astrolojisinde alanında da değil.Batı astrolojisini çalışıyor olsanız bile bu prensipler size yardımcı olur. Burç ve gezegensel Gunanın özelliklerinden faydalanmaya başladığınızda, her şeyin arkasında yatan yorumlamalar ve motivasyonlarda belirgin bir fark göreceksiniz.

Beş Element – Vedik İlimlerin Yapı Taşları

Benlik bu bedene, bu yoğun karışıklığa girdi. Eğer kişi kendini bulur ve tanırsa, herşeyin yapıcısıdır-yazarıdır!  Dünya onundur-o başlı başına bir dünyadır.
– Brhadaranyaka Upanishad

Ruh Purusha olarak adlandırılır. Ruh şekle büründüğünde Prakriti olarak adlandırılır. Prakriti olan her nesne purushanın ifadesidir. Ruhu ifade eden Madde. Ruhu ifade eden bu Maddesel dünya 5 elementle şekillenmiştir. Bunlar Vedik İlimlerin yapı taşlarıdır. Özellikleri, Hint felsefesine tüm yönleriyle zemin olan modelleri teşkil eder. Önce 5 elementi inceleyeceğiz, sonra 3 gunadan (doğanın 3 vasfı) etkilenen evrimlerini keşfedeceğiz. En katısından başlayıp en incesine doğru 5 element şunlardır:

Toprak – Su – Ateş – Hava – Ether (Boşluk)

Toprak – Beden; en yoğun elementtir, aynı zamanda en ağır ve “kütleli” fizyolojik etkidir. İhtiyaçları doğduğunda en çok ilgiyi isteyen fiziksel bedenimizdir. Örneğin, telefonda en iyi arkadaşınızla konuşmak ne kadar eğlenceli olsa da banyoya gitme ihtiyacındaysanız ancak bir süre kendinizi tutabilir ve bu dürtünüzü bastırabilirsiniz.

Toprak bizi koku alma duyusuna bağlar. Ayurveda, koklayabildiğimiz her şeyde toprak olduğunu söyler. Toprak elementine değinen psikoloji – kelimenin tam manasıyla “Gerçekçilik” – bizim uygulamalı doğamızdır.

Toprak burçlarında öne çıkan gezegenler, duyumsal ve deneyimsel olurlar. Faydalı olmak isterler ve çok çalışırlar. İfadede pratiktirler. Doğum gününüzde arabanızı yıkarlar. Çok fazla Toprak durgunluk ve şekle takılmayı beraberinde getirir.

Toprak burçları: Oğlak, Boğa ve Başak.
Toprak elementini Merkür yönetir. Satürn ve Venüs de Topraksaldır.

Su – Duyular / Duygular; Özellikle de fiziksel bedenden dış dünyaya duyu akışı ve duyular aracılığıyla gerçekleşen duygusal bağlar ve izlenimler. Su aynı zamanda bizim alıcı duygusal zekamızdır. Bedensel ihtiyaçlarımızı (Toprak) karşılamak için enerjimizin çevremizle bağlantıya geçmesi ve onu alması gereken hayati seviye budur. Pastane vitrininde çikolatalı bir ekler görürüz ve ağzımız sulanmaya başlar.

Su bizi tat duyusuna bağlar. Ayurveda tadabildiğimiz her şeyde su olduğunu söyler. Psikolojik olarak Su derin duygusal bağlarımızla, hatıralarımızla ve duyusal izlenimlerimizle ilgilidir. Sudaki öne çıkan gezegenler, kişiyi bir diğerinden beslenmeye ve duygusal olarak bağlanmaya iter. Doğum gününüzde akşam yemeğinizi pişirirler. Çok fazla su fazlasıyla duygusal bağlılığa, gerçeklerden kaçışa ve aşırılığa yol açabilir.

Su burçları: Yengeç, Akrep ve Balık.

Su elementini Venüs idare eder. Ay ve Jüpiter de suyla bağlantılı gezegenlerdir.
(Mars bir su burcunu idare etmesine rağmen ateşli bir gezegendir)

Ateş – Zihin / Odaklanmış Eylem; Ateş elementi her şeyin – yemek, zihinsel izlenimler ve benzerlerinin– sindirilmesine karşılık gelir. Aynı zamanda aktif duygusal zekamız, tutkulu doğamız ve içgüdüsel ve koşullanmış / tepkisel zihnimizdir. Duyusal izlenimleri (su) sindiren ve onları faydalı düşüncelere dönüştüren element ateştir. Aksi halde zihnimiz sadece duyusal bir veri karmaşasından ibaret olurdu.

Ateş bizi görme duyusuna bağlar. Ayurveda, görebildiğimiz her şeyde Ateş izi olduğunu söyler. Psikolojik olarak Ateş, eylemsel, arzu doğamızı temsil eder. Tutkularımızı tatmin etmek için tabiri caizse “yanarız”. Vitrindeki o çikolatalı ekleri “istememizi” sağlayan şey ateştir. Ateş burcundaki öne çıkan gezegenler, aktif, cesur ve agresif bir doğa sergiler. Güçlü ateş tipleri en ilham verici fakat aynı zamanda en ben merkezcil burçlar olabilirler. Doğum gününüzde size seksi iç çamaşırları alırlar ya da sizin için giyerler. Çok fazla ateş aşırı öfkeye yol açabilir.

Ateş burçları: Koç, Aslan ve Yay.

Ateş elementini Mars idare eder. Güneş ve Jüpiter de aynı zamanda ateşli gezegenlerdir.

Hava – İdrak; Hava elementi, beden, nefes, düşünceler ve benzeri her şeyin hareketine karşılık gelir. Hava bizim yüksek entelektüel ve sosyal zekamızdır. Felsefelerimiz ve fikirlerimizin – politikalarımız ve akılcılaştırmalarımızın – ve aynı zamanda da diğerleriyle ve bir bütün olarak toplumla nasıl ilişkiler kurduğumuzun zekasıdır. Dünyayı ve diğer insanları gözlemlememiz ve sosyal olarak etkileşime geçmemiz, onlar ve kendimiz hakkında sonuçlara varmamız hava elementi aracılığıyla olur. Vitrindeki ekleri yiyip yemeyeceğimize karar verecek olan Hava elementidir.

Hava bizi dokunma duyusuna bağlar. (Tenimizle) hissedebildiğimiz her şeye Hava tarafından dokunulmuştur. Psikolojik olarak Hava, daha yüksek olan zihinsel becerilerimizi ve aynı zamanda da vicdanımızı ve ahlaki ilkelerimizi temsil eder. Hava burçlarında öne çıkan gezegenler çok sosyal bir doğa sergiler. Doğum gününüzde sizi operaya götürür. Çok fazla hava, kişiyi temelsiz, ilgisiz, kuru ve steril hale getirir.

Hava burçları: Terazi, Kova ve İkizler

Hava elementini Satürn idare eder. Venüs ve Merkür de aynı zamanda havasal gezegenlerdir. Güneşle 30°’lik açıya gelirse ay da havasal olur.

Ether (Boşluk) – Bilinç; Ether elementi bizzat saf bilince karşılık gelir. Farkındalığımız. Astrolojik haritada 4 temel fiziksel elementin ötesinde olma tabakasıdır. Bilince tanıklık etmeye karşılık gelir, bu da düşünce evresinin (hava) algılanmasını ve bununla tanımsız kalınmasını sağlar. Özgürlükle olan bağımızdır ve gerçek Benliğimize ve sezgisel doğamıza en yakın olandır.

Psikolojik olarak Ether, zihin/beden kompleksinden ilkel bir özgür kalışı temsil eder. Düşünen / hisseden zihin maddesiyle yaradılışın birliği ve onunla olan bağımız arasındaki mesafeyi algılamamız Ether elementi aracılığıyla olur. Davranışsal model olarak, gözlemci, tanık olarak sağlıklı bir şekilde bağını koparmış olan kişidir. Ether bizim fiziksel karmamızın ötesindedir.

Ether burcu yoktur. Ether elementini idare eden Jüpiterdir.

Beş Elementin İşleyişi

Daha ince olan her bir element daha katı olanları içerir, gözlemler ve onlara hayat verir. Bu şekilde ve bu nedenden dolayı ilk Aum sesi yaratılışın ilk eylemidir. Pek çok başka dine ait metinlerinde de “başlangıçta söz vardı” denir. Amin Aum’un bir diğer şeklidir. Tüm yaratıklar, karmalarına dayanan kendine has titreşimlerle bu şekilde yaratılmıştır. Yine de tüm yaratıklar aynı kaynaktan, aynı ilkel kökenden, Aum sesinden gelir. Böylelikle ether elementi aracılığıyla, yaratılış dansı, daha önceden de var olan dengeyle başlar (Ses ether yoluyla yayılır). Etherden sonra, Hava elementi şekillenmiş (idrak), sonrasında Ateş (eylemsel zeka), Su (hisseden zeka) ve Toprak (beden). Bu model mantraların neden bu kadar güçlü olduğunu gösterir. Beş elementsel bedenimiz boyunca titreşirler (Mantralar sürekli olarak tekrar edilen kutsal seslerdir).

Yukarıda da gösterildiği gibi, yaşam daha ince olan elementlerden daha katı olanlara doğru yaratılır. Fakat, ruhani yolumuz tam tersi yönde işler. Önce bedenimize, sonra duyularımıza ve duyusal zekamıza, sonra eylemsel duygularımıza, sonra idrağımıza ve en sonunda da saf bilince hükmetmeliyiz. Çikolatalı bir ekler gördüğümüzde, fiziksel bedenimiz (toprak) duyularımızla (Su) hayat bulur. Onu yeme arzumuz tepkisel / içgüdüzel zekamızda (Ateş) ortaya çıkar ama gerçekte yüksek zeka (Hava) ekleri yeyip yemeyeceğimize karar verir. Bilincimiz (Ether) bu süreci farketmemizi sağlar.

Karma ve Beş Element

Vedik düşüncesine göre herşey saf Tanrısal enerjinin, saf Tanrısal bilincin bir ifadesidir. Yukarıda ifade edildiği üzere, tüm fiziksel vücutlar bu dengeli Tanrısal durumdan doğar. Ama geçmiş karmasının ve onlara eşlik eden samskaraların (akli izlenimler) bir sonucu olarak, beş element, düzgün insanı, hayvanı ya da diğer her ne ise yansıtan vücudu yaratmak için kendilerini düzene koyar. Bu karmik enerji, o yaşamda öğrenilmesi gereken derslere işaret eder.

Örneğin, bu yaşamda öfke sorunlarının üstesinden gelmesi gereken bir kişi, öfkesiyle yüzleşmesini ve umalım ki aşmasını sağlayacak bir beden, zihin ve terbiye miras bırakır. Öfke durumunda, muhtemelen ateş elementi hakim olur. Astrolojik bir harita bunu ortaya serer. Bu ruhun karmasının ve içine hapsolabilceğimiz yanılsama modelinin bir portresidir. Karma “eylem” anlamına geldiği için kendimizi, özümüz olarak değil de eylemlerimiz olarak zannedebilir öyle algılayabiliriz. Bu Maya’dır, yanılsamadır…

Karmik Astrolojide Vedik Prensipleri yazısının son bölümünde Kastları anlatıyor olacağım. Bütünün hayrına olması dileğiyle.