Ezoterik Astroloji Nedir?

spiritual-life-karma

“Ezoterik astroloji tamamiyle varlığın, yaşam koşullarına, kişiliğine etki eden enerji ve güçlerle ilgilidir. Ezoterik astroloji ruh ile ilgilidir.” Alice Bailey

Ezoretik astrolojinin temelini Alice Bailey ve Tibetli Üstad Dwal Kuhl’un birlikte yaptıkları çalışmalar oluşturur. Bu iki bilge ruh bir araya gelerek yeni bir astrolojik bakış açısıyla ruhun evrimi ve yükselişi üzerine temellendirdikleri bir yapı ortaya koymuşlar. Ezoterik Astroloji özünde ruh mühendisliğidir.

Doğum Haritası farklı seviyelerde yorumlanabilir. Klasik astroloji doğum haritasını yorumlarken kişilik yapısı üzerinde durur.

Daha derin bir teknik olan Ezoterik okuma ise ruhun ilahi amacının ne olduğunu aydınlatır. Ruhumuzla bağ kurmamızı önleyen eksik, kayıp ya da üzücü olan parçaların kökenine inerek bunları dönüştürmemize yardımcı olmayı hedefler.

Ezoterik Astroloji geleceğin temel okült bilimidir diyebiliriz.

Karma ve Dönüşüm Astrolojisi

astrologija

Söz konusu Astroloji gibi kadim bir ilim olduğunda tarihsel süreç içerisinde çeşitli uzmanlık alanlarının oluşması kaçınılmaz olmuştur. Hem klasik hem de modern dönemde yapılan çalışmalarla farklı astroloji ekolleri ortaya çıkmıştır.

Bu alanlardan Karma Astrolojisi, spiritüel düşünceyle örtüşen yani ruhun ölümsüzlüğüne inanan ve ruhsal bir amacımız olduğu için bu deneyimi yaşadığımız görüşünü kabul eden yaklaşım üzerinden temellendirilmiştir. Bu anlayışa göre ruh farklı bedenlerle yeniden doğarak tekamül yolculuğunu sürdürür. Bu süreçte yaptığı tüm iyi ve kötü eylemlerin karşılığını alır. Yani bireyin (ruhun) eylemleri, sözleri ve en temelde yaydığı enerji (vibrasyon) evren ile etkileşim halindedir.

Özellikle Doğu felsefesinin temelini oluşturan yeniden doğuş kavramı, İslami literatür açısından bakıldığında Tasavvuftaki; İnsan-ı Kâmil olmak ve “don değiştirmek” (Tekke ve Tasavvuf Edebiyatında farklı bedenle dünyaya geri dönmeyi anlatmak için kullanılan terim) kavramlarıyla örtüşmektedir.

Bunun yanında Karma Astrolojisini açıklamanın tek yolu re-enkarnasyon değildir. “Geçmiş Yaşamlar” kavramına, ânın bir parçası olarak yaklaşırsak, şu anda yaşadığımız her şeyin bilinçaltı ve bilinç dışında birikerek içinde yaşadığımız koşulların temelini, psikolojik dürtü ve eğilimlerimizi oluşturduğunu söyleyebiliriz. (Birkaç yıl öncesinde, çocukluğumuzda ya da belki daha dün akşam yaşadıklarımızdan arda kalan bilinçaltı kayıtlar ve bu temeller üzerinden yaptığımız seçimler, eylemler gibi düşünebiliriz.)

Karma Astrolojisinin sevdiğim ve faydalı bulduğum yönü de aslında bu yani bilinçaltına, eğilimlerimize açıklama getiriyor oluşu. Geçmiş yaşamların gerçek olup olmadığını belki de asla bilemeyeceğiz fakat haritanın anlattığı psikolojik alt yapının bireysel deneyimle örtüştüğü kimsenin inkar edemeyeceği bir gerçektir.

Bu noktada spiritüel inanış yönünden değil de bilimsel açıdan değerlendirirsek bu psikolojik, dürtüsel yapının gen aktarımı (pre-genetics) kavramıyla kanıtlandığını görürüz. Son yıllarda Aile ve Atalar üzerine yapılan şifa çalışmalarının artışının temelinde de bu bilimsel gerçeğin psiko-drama teknikleriyla harmanlanması yatmaktadır.

Klasik Astrolojinin keskin ve kuralcı yapısının aksine Karma ve Dönüşüm Astrolojisi bireye dar ve kısıtlayıcı kalıplarla yaklaşmaz. Bunun yerine kişinin psikolojik (dürtüsel) alt yapısını çözümlemeye odaklanır. Böylece gerçek potansiyelimize ulaşarak sorunların üstesinden kolayca gelir ve özgürleşiriz. Karmik Astroloji hem yaşadığımız problemlerin kaynağını bulmamıza yardımcı olan hem de gelecekte bizi ne gibi olasılıkların beklediğine dair fikir sahibi olmamızı sağlayan muhteşem bir ekoldür.

Dönüşüm Çalışmalarında Nelere Dikkat Etmeliyiz?

sunn

İlgi duyduğunuz alanda tecrübeniz yoksa her şeyden önce farklı kaynaklardan okuma yapmanızı öneririm. Böylece ders, danışmanlık veya rehberlik alma ihtiyacı duyduğunuzda size en uygun kişiyi seçmek konusunda daha bilinçli olursunuz.

Kararınızı verirken söz konusu kişinin daha önce yaptığı çalışmalara, aldığı eğitimlere ve kullandığı dile dikkat edin. Seçtiğimiz kelimeler zihnimize dair ipuçlarını verir. Böylece danışman, rehber ya da öğretmeninizin nasıl bir enerjiye sahip olabileceğine dair en azından bir fikriniz olacaktır. Size mucizeler vaat eden, negatif ya da abartılı ifadeler kullanan kimselere itibar etmeyin.

Yaşamınız anında değişmeyecek, bunu yaptığınız çalışmalarla farkındalık düzeyinizi yükselterek siz yapacaksınız. Yaşamınıza dair çözmeniz gereken bir problem ya da doğum haritanızdaki olumsuz bir gezegen yerleşimi, herhangi bir taş taktığınızda, seans aldığınızda ya da olumlama yaptığınızda mucizevi şekilde yok olmayacak.

Evet, bu yöntemler sembolik, güzel ve motive eden yardımcılardır. Bununla birlikte mucize gerçekleştirmezler. Söz konusu taşın, seansın ya da olumlamanın sembolize ettiği “şey” her ne ise “siz” onu içselleştirdiğinizde ve harekete geçtiğinizde beklediğiniz mucizelerin kolayca gerçekleştiğini göreceksiniz.

Bu noktada şuna dikkat etmeliyiz; kişisel gelişim ve spiritüel alanda yapılan çeviriler “niyet” kavramı konusunda bir anlam kaymasına neden olmuş durumda. İngilizce bir kelime olan “intention” ; niyet, amaç anlamına gelir. Çevirmen arkadaşlar bu kelimeyi %90 oranında “niyet” olarak kullanmayı tercih etmişler. Bu durumun sıklıkla karşılaştığım bir yanlış anlaşılmaya neden olduğu görüşündeyim. Türkçe sözlükte niyet kelimesinin karşılığının amaç olduğunu görebilirsiniz.

Bu alandaki konuşmalara, çalışmalara ve paylaşımlara bakarsanız sürekli pozitif enerjinin gücünden, enerjiyi değiştirerek yaşamı değiştirmekten bahsedildiğini göreceksiniz. Bunun için de niyet etmenin gücünden faydalanmanız öğütlenecektir.

Bu mesajlarla aslında vurgulanmak istenen; enerjinizi değiştirmenin anahtarının bir “amaç” edinmek olduğudur. Enerjiniz ancak bir amaç (niyet) edinerek bunun için harekete geçtiğinizde değişecektir. Yaratım gücünüzün (eylemlerinizin) bir amacı (niyeti) olmadığı sürece doğal taş takmanın ya da olumlama yapmanın bir faydasını görmeniz oldukça düşük ihtimaldir.

Bu şekilde hareket eden kimse taktığı taşın ya da söylediği sözlerin evrensel sembolizmini içselleştirmiş ve yaratım enerjisini bu yönde kullanıyor demektir. Bu nedenle evet kullandığı taş, mantra ya da olumlama o kişiye yardımcı olur.

Sorunlarınızı aşmakta ve yolunuzu bulmakta zorlanıyorsanız sizin için en doğru danışman ya da rehberi bularak ondan destek almanızı öneririm. Böylelikle sizi yolunuzdan alıkoyan şeyleri aşabilirsiniz. Kimse yaşamınızda mucize yaratamaz bunu farkındalık sahibi olarak ancak siz yapabilirsiniz. Yol size özeldir. Amacınız belli olduktan sonra yol önünüzde kendiliğinden açılır. Bütünün hayrına olması niyetiyle.

 

Astrolojide Mitoloji ve Arketiplerin Önemi

aurora-guido-reni

Mitoloji; dini veya kültürel bir geleneğe ait hikayeler bütünüdür. Mitolojik anlatı,  yaşamın ve insanın doğasına açıklamalar getiren sembollerle örülüdür. Bu semboller kolektif alanda insanoğlunun bilinç dışı değerlerini belirlemektedir.

Arketipler ise; tüm zaman dilimlerinde insanlığın kolektif bilinç dışındaki temel, evrensel düşünce biçimleridir. Astrolojiyi daha iyi kavramak isteyen kişinin Yunan ve Roma Mitolojisi ile Arketipler konusunda bilgi sahibi olması gerekir. Bunun nedeni Modern Astrolojinin, Mitolojik anlatılara atıfta bulunan bir terminolojiye sahip oluşudur. Mitolojik hikayeler ve arketipler, astrolojik kavramların alegorisi gibidir. Haritada yer alan temel psikolojik yapının taslak halindeki yorumudur denebilir. Dolayısıyla evrensel sembolizme hakim olmak ve yaşamda karşımıza çıkan eş zamanlılıkları takip etmek bu alanda ilerlemenin anahtarıdır.

Bu noktada Carl Gustave Jung’un, arketipler kavramı, kolektif bilinç dışı ve eş zamanlılık (evrenle senkronize olma hali denebilir) kavramlarını da göz önüne alırsak konuyu daha iyi anlayabiliriz.

Jung 1917 yılında yazdığı kitapta bu kavramları şöyle açıklar “Kolektif bilinç dışı iki katmandan oluşur; kişisel ve kolektif. Kişisel katman bebeklik dönemine ait en eski anılarda sona erer ancak ortak katman çocukluk öncesi dönemi, yani atalarının yaşam kalıntılarını içerir. Kişisel bilinç dışı belleğe ait görüntüler, kişinin bireysel olarak yaşadığı deneyimlere ait olduğu için zihinde rahatlıkla canladırılabilir, kolektif bilinç dışı arketipler ise rahatlıkla canlandırılamaz çünkü kişisel olarak yaşanmış formlar değildir. Öte yandan psişik enerji gerileyerek erken bebeklik döneminin de ötesine geçtiğinde ve atalarından aldığı mirası kırdığında mitolojik imgeler uyandırılır, bunlar arketiplerdir.”

C.G Jung’un dile getirdiği, atalardan alınan miras teorisi, günümüzde bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Ataları toplu katliama uğramış ya da savaşa katılmış kişiler üzerinde yapılan psikiyatrik araştırmalarda bu kişilerin genetik aktarım yoluyla (pre-genetics) soylarına ait olumsuz korku ve davranış kalıplarını bilinç dışı şekilde sürdürdükleri tespit edilmiştir. Dolayısıyla soy karmasına ait görüşün bu bilimsel çalışmayla örtüştüğü yorumunu yapabiliriz.

Ülke tarihimiz ve coğrafyamız dolayısıyla Atalarımız savaş, yokluk ve benzeri pek çok olumsuz şey yaşamışlar. Yani bu ülkede yaşayan çoğu insan ağır yükler taşıyarak var olma mücadelesi vermektedir. Bireysel mutluluğumuz, bilimsel olarak kanıtlanmış olan genetik miras aktarımının (soy karması) getirdiği negatif hatıra ve hislerden kurtuluşumuza bağlıdır.

Kısacası dedenin yediği koruk bilimsel olarak da torunun dişini kamaştırıyor 🙂 Bu durumda torunun görevi, devraldığı negatif yüklerden kurtulmak yani özgürleşmektir aksi takdirde yaşamda mutlu olması güçtür. Bunun yolu da bireyin kendisini tanımasından yani haritasını çözmesinden geçer. Doğum Haritasını çözen kişi, enerji alanını (titreşimini) en üst noktaya taşıyabilir, kendisi ve çevresi için en iyi olacak seçimleri yaparak “kaderinin” efendisi olur. O halde haritamızı daha iyi anlamak için Mitoloji ve Arketipleri öğrenerek çalışmaya başlayarak evrensel sembolizme dair bilgimizi derinleştirebiliriz.

 

2018 YILINA GENEL BAKIŞ

2018

Yeni başlangıçlar yaptığımız 2017 yılının ardından 2018 yılı, bizler için yeniden yapılanma ve inşa etme senesi olacak. Yaratmak istediğimiz her ne ise bunu ortaya çıkaracağız.

Hayatımıza giren, başlangıç yapmak zorunda kaldığımız tüm konularda şimdi sağlam bir zemin oluşturma fırsatına sahibiz. Geleceğimizin nasıl bir yönde ilerleyeceğini belirleyecek temelleri atıyor olacağız.

Bu yıl iki önemli gezegen Toprak burcunda seyrediyor olacak. Oğlak burcunda 2,5 yıl sürecek Satürn transiti ve Boğa burcuna geçerek 7 yıl boyunca yeryüzünü sarsmaya hazırlanan Uranüsün seyri, göksel haritadaki toprak elementinin ağırlığını bizlere hissettirecek.

Bu enerjiyi, yaşamımıza gereken düzeni getirerek, yapılanmak ve sınırlarımızı yeniden belirlemek için kullanmak oldukça yerinde olacaktır.

Geride bıraktığımız birkaç yıl boyunca pek çok ani, büyük değişiklik ve kimi zaman da kargaşa yaşadık. Şimdi bu toprak enerjisiyle, ayağımızı yere daha sağlam basma konusunda çalışabiliriz. Somut ve gerçekçi adımlar desteklenecektir.

Satürn, Oğlak burcundaki seyrine başladı. Uranüs, 16 Mayıs 2018, tarihinde Boğa burcuna geçerek, Nisan 2026’ya dek bu burçta kalacak.

Dünyanın burcu Boğa kabul edilmektedir. Ani olayları temsil eden Uranüs’ün bu burçtaki yerleşimi depremler konusunda özellikle dikkatli olmamız gerektiğine işaret ediyor.

Uranüs aynı zamanda aydınlanma ve büyük değişimlerin de habercisidir. Ağır hareket eden bir gezegenin burç değiştirmesi daima önemli olaylara neden olur. Hayatımızı sarsan deneyimler yaşar ve yeni farkındalıklar kazanırız, böylece gerçekten “ne” istediğimizi anlarız.

Boğa burcundaki Uranüsün getireceği değişimler “Ne inşa etmeyi seçiyoruz?” sorusuna vurgu yapacak.

Bu enerjiyle birlikte daha planlı, metodik, doğal akışın ve Evrenin mükemmel zamanlamasına güvenerek hareket etmeye gayret etmeliyiz.

Satürn ve Uranüsün toprak burçlarındaki yerleşiminden bahsetmişken Plütonun zaten hali hazırda Oğlak burcundaki seyrini sürdürdüğünü de unutmamalıyız. Bu üç önemli gezegenin yerleşimini göz önüne aldığımızda toprak elementi gökyüzünde baskın ve hükmeden güç haline geliyor.

Toprak enerjisi bizleri ayaklarımızı yere sağlam basmaya ve köklenmeye davet ediyor.

Takvimler Haziran 2018’i gösterdiğinde Mars’ın başlatacağı güçlü bir Retro Döngüsüne gireceğiz.

Motivasyon ve eylemlerimizi temsil eden Mars geri harekette olduğunda arkamıza yaslanıp sakince beklemek en doğrusudur. Mars retrosu, zaman ve enerjimizi nasıl kullandığımız konusunda, kendimizi sorgulayabileceğimiz bir dönem olacaktır.

Ağustos ayında Mars Retrosu sona ermiş olacak. Bunu takiben Ekim ve Kasım aylarında Venüs Retrosu ve hemen ardından da Merkür retrosunu yaşayacağız.

Böyle ardı ardına gelen retro enerjileri Evrenin bize yolladığı yavaşlama, daha dikkatli olma sinyalleri olarak yorumlayabiliriz. Yılın ikinci yarısı oldukça ilginç ve geçmişe dair olguların yeniden önümüze geleceği bir süreç olacak.

2018 yılında toplam 5 tutulma gerçekleşecek, tutulmalar Aslan, Kova ve Yengeç burçlarında olacak. 2017 yılında Aslan / Kova aksında tutulamalar deneyimledik. Yengeç burcunda uzun süredir tutulma yaşamamıştık.

Bu yeni bir enerji akışının başlangıcı olacaktır. Sezgilerimizin güçlendiği bir dönem olacak. Yengeç burcu olan Amerika Birleşik Devletlerinde büyük değişimler yaşanacaktır.

2018 yılı barındırdığı yoğun toprak enerjisiyle hayallerimizin materyal dünyada form bulması için çalışacağımız bir yıl olacak. Dürüst ve adil olmak temel ödevimiz.

Yaratabilmek için ağır ve emin adımlarla ilerlerken ayaklarımızı yere sağlam basıyor olmamız gerekecek. Hepimiz için sağlık, bolluk ve keyif dolu bir yıl olsun.