Karmik Astrolojide Vedik Prensipleri 3

planetsnasa

Bu Maya, sadece eylemde bulunan zihin / beden deneyiminden ibaret olduğumuz yanılsaması.

Gezegenler Kurulu

Gezegenler kurulu çok ilginç ve önemli sembollerden oluşur. Gezegenlere farklı roller ve vasıflar yükler. Bu kurulda gezegenlerin birbirleriyle olan ilişkileri çok çarpıcıdır. Bu rolleri anlamak her bir gezegene belirleyici bir görev yükler. Bu nitelikler haritalarda gezegenlerin konumlanmalarına bağlı olarak kişilerin bilinçaltı kodları, psikolojik dürtüleri şeklinde çalışır. Bu noktada astrolojinin en büyük katkısı Evrensel sembolizmi ile bize özümüzü hatırlatarak, bu kodları çözmemizi, “kendimizi” ve potansiyelimizi fark etmemizi sağlamasıdır.Doğum haritanızdaki gezegenleri bir de bu sembollerle değerlendirerek yaşamınıza dair farklı bir bakış açısı ve yepyeni bir algı geliştirebilirsiniz.

Şöyle bir örnekle bu sembolizmi nasıl değerlendirmemiz gerektiğini açıklamaya çalışayım. Diyelim ki öfke probleminiz var ve sürekli çevrenizdekilerle tartışıyorsunuz. Burada bozulmuş bir Mars enerjisinden bahsedebiliriz. Yani General şuursuzca yakıp yıktığı bir savaş veriyor. Böyle bir durumda Mars enerjisi tek başına bozulmuş olamaz zira Generale (Mars) hareket emrini ancak Kral yani Güneş verebilir. Peki Kral kararlarını alırken kime danışır? Tabii ki Tanrıların Öğretmeni olan Jüpiter’e, bu durumda sorunun kaynağı olarak bu gezegene bakmamız gerekir. Jüpiter bizim inançlarımızı temsil eder. Doğru çalışmayan bir Jüpiter enerjisine (Rehbere, Öğretmene) sahipsek büyük ihtimalle yanlış inançlar edinmişizdir. Bu yanlış inançlar sonunda varlığımız (Güneş/Kral) aldığı kararlarla zararlı eylemlerde bulunmaktadır (Mars). O halde öfke problemimizin altında yatan ruhsal/psikolojik nedeni anlamak için haritamızdaki Mars, Güneş ve Jüpiter’i daha dikkatle incelemek yerinde olacaktır.

Güneş  –  Kral

Ay  – Kraliçe

Mars – General

Merkür  –  Veliaht Prens

Jüpiter  – Tanrıların öğretmeni

Venüs –  İblislerin öğretmeni

Satürn – Emekçi

Rahu (Kuzey Ay Düğümü) – Hücum eden ordu

Ketu  (Güney Ay Düğümü) – İşgalci ordu

Kral ve Kraliçe olarak Güneş ve Ay birlikte, içimizde var olan erkek ve dişi enerjilerinin arketipik güçleriyle ilişkilidir. Ayın yaratıcı ilkesiyle birlikte Güneşin gücü Dünya’da hayat olmasının nedenidir. Güneş Param Atman (Evrensel ruh – bütünün ruhu) Ay ise Jivatman’dır (evrensele katılmış bireysel ruh).

Kendimizi Güneş olarak hatırladığımızda, dışarıdan aydınlatılmayı bekleyeceğimize içerden aydınlatılırız. Yine de Param Atman’ı doğrudan algılayamayız, Güneşe doğrudan bakamayız.

Ay bilincimize, zihnimize yansıdıkça onu (kendi gerçek benliğimizi) algılarız. Güneş tüm güce sahiptir ama o güce hayat ve algılayış veren Aydır.

Mars, kralın emirlerini uygulayan ve onu koruyan Ordu Generalidir. Orduyu yetiştirir ve onları sertliğe, savaşa hazır hale getirir. Mars, emirlerini bir duruluk ve aydınlanma yerinden aldığında cehaleti yok eder ve Dharmayı düzene sokarız.

Merkür, Krala en yakın olandır, onun kulağındaki sestir. Merkür, Güneşe en yakın olan gezegendir. Merkür, ruhlarımızın vizyonunu yorumlayan ve bu vizyonu varlığımızın diğer kısımlarına taşıyan kafamızın içindeki sestir. Kafamızdaki bu ses içinde yaşadığımız dünyayı belirler.

Jüpiter tanrıların öğretmenidir. İçimizdeki ışığın güçlerine öğretmenlik yapar. Bize ilham olan ve hakikatlE bizi yükselten bu büyük öğretiler Jüpiter’den gelir. Tavsiyeleri, dünyanın küçüklüğünü nasıl aşacağımız ve kirliliğinin üzerinden nasıl yükseleceğimiz ile ilgilidir.

Venüs İblislerin, içimizdeki karanlık güçlerin öğretmenidir. Dünyevi arzularımızı uhrevi olanlara yüceltmek Venüs’ün sihridir. Burada dünyada, birbirimizle nasıl geçineceğimizi bize öğreten onun enerjisidir. Arzu ormanında nasıl yol bulacağımızı bize gösterir.

Satürn işçidir – ve burada yapılması gereken çok iş bulunmaktadır. Hayatla memnuniyetsizlikle yüzleşmek yerine tahammül etme, görev bilinci, Satürn’ün işidir. Kararlılık, tevazu, sadelik ve bazen sadece bir günü daha geçirme arzusunun kendisi, Satürn’ün armağanlarıdır.

Rahu (KAD) hücum eden ordudur, ruhun bu hayatta fethetmek istediği bölgedir. Savaş alanı her zaman kaotiktir. Böyle olmakla beraber uğruna savaştığınız şey adaletse, o kaosun ortasında huzur ve tarafsızlık olabilir.

Ketu (GAD)  işgalci ordudur, ruhun geçmiş yaşamlarda çoktan fethettiği bölgedir. “Ketu” kelimesi bayrak anlamına gelir. Potansiyel bir güç kalesidir ama Rahu’nun büyülenmiş bakışından dolayı çoğunlukla gözden kaçırılır.

Kast

Kast sadece burç tanımlamaları için kullanılır. Gezegenler ve evlerin kastı olmaz. Sadece burçların kastı olur. Kastlar hayattaki farklı uğraşlar, eylemler ve makamlarla ilgilidir. Ruhun amacıyla ilgili önemli ölçüde fikir verirler.

Kral / Savaşçı (Kshatriya)– Ateş burçları – Dharma (Dürüst Eylem)

İşçi (Sudra) – Toprak burçları – Artha (Konfor ve Varlık)

Tüccar (Vaishya) – Hava burçları – Kama (Mutluluk)

Öğretmen / Mistik  (Brahmin) – Su burçları – Moksha (Özgürleşme)

Bu dürtüler, gerçek anlamda mesleklerle ve aynı zamanda söz konusu burçlardaki gezegenlerin psikolojik tabiatıyla çok ilgilidir.

Bu kastlar daha aydınlanmış bir dönemde oluşturulmuştur. Her tarafa yayılan ve açıkça iyiliğin bir gücü olarak anlaşılan bir Dharma (doğruluk ve hakikat) anlayışının olduğu bir zamandan gelmektedir. Örneğin; aydınlanmış dönemde bir “Savaşçı” olmanın çok onurlu bir görev olduğu düşünülürdü. Oysa modern dünyada savaşçı olmaya kötü bir gözle bakılmaktadır. Bunun nedeni modern dönemde yaşıyor ve kavramları bu çağın gerçekleri üzerinden değerlendiriyor oluşumuzdur. Bu negatif algı liderlerimizin yozlaşması nedeniyle, doğruluğu ya da adilane olan diğer şeyleri savunmakla hiç ilgisi olmayan amaçlar uğruna savaşlar başlatıyor olmalarından kaynaklanmaktadır. Oysa Astrolojik Kast sisteminin oluşturulduğu dönemde “Savaşçılar” hakikat ve dürüstlüğün büyük koruyucuları olarak kabul edilmekteydiler.

Kastların temsil ettikleri konulara daha modern bir bakış getirecek olursak:

Savaşçı: Politikacılar, idareciler, ordu, avukatlar, CEOlar. Savaşçı zihniyeti çok bireyseldir. İlişkilerde zorluklar yaşayabilirler çünkü başarılı bir ilişki kişinin bireyselliğini yumuşatır. Savaşçı çoğu zaman bir yanlışa bağlı kalabilir, sabit fikirli ve hatta saldırgan olabilir. Genelde aceleci, sabırsız ve agresiftir. En yüce savaşçı zihniyeti doğru bir amaç için savaşandır. En düşük savaşçı zihniyeti ise basitçe herhangi amaçtan yoksun, bireysel olarak kazanmak için savaşmaktır.

İşçi: Emekçiler, inşaat işçileri, memurlar ve her türlü hizmet sektörü. İşçi zihniyeti uygulama ve detay odaklıdır. Olaylara el atmayı ve nihayetinde somut şeyler görmeyi sever. İşçi yaklaşımında genelde daha yavaştır ve ciddi maddi varlık biriktirir. Bu maddi varlığı genelde sabır ve sıkı çalışmayla kazanırlar. En yüksek işçi zihniyeti; bir “amaca” ulaşma yolunda sabırla gelişim ve çaba gösterendir. En düşük işçi zihniyeti ise durağan ve köle zihniyetiyle hizmet edendir.

Tüccarlar: Satıcılar, küçük iş sahipleri, bankacılar. Tüccar zihniyeti, fikirler, iletişim ve karşılıklı saygı etkileşimidir. En iyi tüccarlar, hem kendileri hem de müşterileri için adil bir anlaşma yapanlardır. Aynı zamanda sohbet etmesi keyifli insanlardır. En yüksek tüccar zihniyeti, yaratıcı, marifetli ve herkes için eşitlikçi olandır. En düşük tüccar zihniyeti ise iletişim ve ticarette aşırı hesapçı doğası olandır – açık bir “skor tutma” anlayışı baskın gelir ki bu da esnekliklerini baltalar.

Öğretmenler: Danışmanlar, öğretmenler, bakanlar, mistikler. Öğretmen zihniyeti yol gösteren ve rehberlik edendir. Hayata olan bu yaklaşım, özgürleşmeye yardımcı olmak için diğerlerinin hayatında daha büyük bir ilerleme sağlama arzusu ve kabiliyetinden gelir. En iyi öğretmenler, hizmet etmeye çalıştıkları daha büyük amaca tek bir öğrenciyi bile hiç bir zaman feda etmeyenlerdir. En yüksek öğretmen zihniyeti; bencillikten uzak, bütünün hayrına hizmet etme amacıyla, öğretisini, bilgeliğini insanlara aktarmaya çalışandır. En düşük öğretmen zihniyeti ise öğretilerini kendi kişisel çıkarları ya da dogmatik inançlarını yaymak veya daha kötüsü bu yolla kişisel kazanç elde etmek için kullananlardır.

 

 

Boğa Dolunayı Bereket Ritüeli

fullmoonn

4 Kasım 2017 Boğa Dolunayının ana teması yaşamımıza bereketi getirmek. Bu bereket, şans, sağlık, sevgi, şükran veya kahkaha bolluğu bereketi bile olabilir. Şu anda en çok neye ihtiyacınız varsa bu konuda Evren yanınızda olacak ve bu ihtiyacınız için gereken yardımı size sunacak. Bu enerjiyi harekete geçirmek için basit adımlardan oluşan anlatacağım ritüelden faydalanabilirsiniz.

Bu dolunay yaşamınızı bir gecede değiştirmeyecek, bunun yerine fırsatları ve potansiyelinizi değerlendirmeniz konusunda size yardımcı olacak. Yapmamız gereken bu enerjiye açık olmak ve enerjinin bizim aleyhimize değil hayrımıza çalıştığını aklımızda tutmak.

Boğa enerjisi geleceğe yönelik sistematik ve pratik adımlar atmakla ilgilidir. Herhangi bir şeye düşünmeden hızla atılmak yerine dengede kalarak geleceğe yönelik en uygun adımları planlamanın enerjisidir. Bu enerjiyi en iyi şekilde değerlendirebilmek için ritüeli 3 – 8 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirmelisiniz. Ritüel için şunlara ihtiyacınız olacak;

Kalem ve kağıt

Mum (herhangi bir mum olabilir)

Adaçayı veya Defne yaprağı (ya da arınma için tercih ettiğiniz herhangi bir koku, bitki)

Niyetinizi temsil eden bir obje (ev ise küçük bir ev figürü, paraysa sembolik 1 tl, aşk ise kalp şeklinde bir obje gibi)

İsteğe bağlı olarak da en sevdiğiniz iki kristali de bu ritüelde kullanabilirsiniz.

Nasıl çalışacağız?

1. Sakin bir ortama geçerek niyetinize odaklanın ve adaçayını (veya seçtiğiniz bir başka bitki ya da kokuyu) yakarak enerji alanınızı temizleyin.

2. Mumu yakın, iki elinizi göbek deliğinin altına yerleştirerek en az on kez derin nefes alıp verin. Diyaframınızın şişip inmesini, ciğerlerinizin oksijenle dolup boşalmasını, bedeninizin stres ve gerginliği geride bırakışını hissedin. Zihninizi tamamen sakinleştirin ve kendi içinize, hislerinize odaklanın. (Şayet kristalleri kullanıyorsanız seçtiğiniz kristallerden birini sağ diğerini sol elinizde tutarak ellerinizi göbek deliğinin altına yerleştirin.Eğer kristalleriniz elinizde tutamayacağınız kadar büyükse birini sağ diğerini de sol diziniz üzerine koyabilirsiniz.)

3. Hazır olduğunuzu hissettiğinizde gözlerinizi açarak yaşamınızda şu an neyi yaratmaya niyet ediyorsanız kağıda yazın. Niyetiniz maddi veya manevi herhangi bir şey olabilir. Şöyle iki örnek de vereyim ilham vermesi için; “Niyetim kendimi evrenin sonsuz bolluk ve bereketine açarak maddi açıdan güvende hissetmek.” ya da “Niyetim yaşamda karşıma çıkan her şeyle kolayca başa çıkabilmek ve sevgi enerjisinde kalarak yaşamın akışını, güzelliğini hissetmek.”

4. Niyetinizi yazdıktan sonra kağıdı katlayarak niyetinizi sembolize eden objenin altına yerleştirin. (Kristal kullanıyorsanız, kristalleri objenin iki yanına yerleştirin.) Ardından gözlerinizi kapatıp yeniden nefesinize odaklanın ve niyetinizi gerçekleştirdiği için Tanrıya, Evrene, Logosa (inancınıza göre) teşekkür edin. Hazır hissettiğinizde gözlerinizi açarak mumu söndürebilirsiniz.

5. Ardından niyetinizi ve üstündeki objeyi (kullanıyorsanız kristalleri) ay ışığını görecek şekilde bahçeye ya da balkonda toprak dolu (çiçeksiz) bir saksıya, balkonunuz yoksa camınızın önüne bir kabın içine toprak koyarak üzerine ay ışığını görecek şekilde yerleştirerek 3 gün boyunca bırakıyoruz.

6. Üçüncü günün akşamı ay ışığı altında niyetinizin yazılı olduğu kağıdı yakarak, bıraktığınız objeyi (şayet kullandıysanız kristalleri) alabilirsiniz. Bolluk için obje olarak para bıraktıysanız cüzdanınızda bu parayı ayrı bir bölmede saklayabilirsiniz, ev objesi koyduysanız bunu odanızda görebileceğiniz bir yere koyabilirsiniz…

Tüm iyi niyetlerinizin bu güzel dolunay enerjisinin de yardımıyla gerçekleşmesini dilerim 🙂